Kur'an Işığında Büyü (Sihir) Nedir?
Kur’an-ı Kerim sihir kelimesini çeşitli ayetlerde zikrederken, bunu hiçbir zaman bağımsız bir güç, kâinatın fizik kurallarını alt üst edebilecek ilahi bir sihirbazlık olarak anlatmaz. Hz. Musa ile Firavun'un sihirbazları karşı karşıya geldiğinde ne oldu? Tâhâ Suresi 66. ayette Allah (c.c) şöyle buyurur: 'Bir de baktı ki, onların ipleri ve değnekleri, yaptıkları sihirden dolayı kendisine hızla sürünerek yürüyor gibi HAYAL ettiriliyor.' Dikkat edilirse ayet 'gerçekten yürüyordu' demiyor, 'Yürüyor gibi hayal ettiriliyor' diyerek sihrin asıl yapısının bir illüzyon (göz boyama) ve aldatmaca olduğuna dikkat çekiyor.
Ehl-i Sünnet’in İmamlarından olan İmam-ı Azam Ebu Hanife, sihrin (büyünün) bir eşyanın aslını veya maddesini değiştiremeyeceğini net olarak beyan etmiştir. Yani bir insanı kuşa çeviremez, yoktan var edemez. Onun yapabildiği tek şey, şeytanın yardımıyla ve insanın kendi iradesindeki zayıflıkla o kişinin zihninde ve psikolojisinde bazı rahatsızlıklar, sanrılar ve bunalımlar oluşturmaktır.
Sihrin Tehlikesi Allah'tan Başkasına Sığınmaktan Kaynaklanır
Peki aslı bir illüzyon ise dinimiz büyüyü neden helak edici, cehenneme sürükleyici 7 büyük günahtan (Mühlikat) saymıştır? Çünkü mesele büyünün kendisinin güçlü olması değil, o işlemi yapan kulların Rablerine İhanet Etmeleri meselesidir. Bir büyü ritüelinin içinde; Allah'ın ismi anılmadan habis ruhlara sığınma vardır. Eşlerine, dostlarına, sevgilisine veya rakibine haksızlık ve kötülük (zulüm) etme iradesi vardır. Tılsımların içerisine eklenen ve çoğu zaman sıradan bir insanın anlamadığı ifrit isimlerine biat etme (itaat) vardır. Bu itaat doğrudan şirktir.
Bakara 102. Ayet okunduğunda görülecektir ki, Harut ve Marut isimli melekler (imtihan sırrıyla) dahi büyü öğretmeden önce uyarırlar: 'Biz ancak bir imtihanız, sakın küfre girme!' Demek ki büyü, insanı dinden çıkaran sinsi, zehirli ve telafisi zor bir felakettir.
Büyü Nasıl Yapılır Sorusuna İslam'ın Verdiği Cevap
Bir Müslüman 'Büyünün tekniği, cini, fısıltısı nasılmış' diye merak etmez. Bunu merak etmek, kaza yapmak üzere olan bir adamın frenin değil, çarptıktan sonra dökülecek kanın detayını merak etmesi gibi abesle iştigaldir. O kaza önlenmelidir. 'Kim bir kahine (büyücü ve falcıya) gider ve onun söylediklerini tasdik ederse, Muhammed’e (s.a.s.) indirileni (Kur’an’ı) inkâr etmiş olur.' (Ebû Dâvûd). İrfan sahipleri, tasavvuf büyüklerimiz bizlere defalarca tembihlemiştir: Maneviyat dünyamızın kirlenmemesi için bu batıl ve pis işleri kurcalamayınız.
Eğer bir yakınınıza, eşinize sihir yapıldığını (ani öfkeler, evden nedensiz kopmalar gibi) şüphe ediyorsanız, bu şüpheyi ancak Kur'an nuruyla def edebilirsiniz. Çözüm, 'Hangi büyü nasıl yapılır, onda hangisi var' diye dedektiflik yapmakta değıl; rukye yapmaktadır. Peygamber Efendimiz ve Hz. Ayşe validemiz, asr-ı saadette yaşadıkları o çetin musibetlerde bu karanlık ilimlere bakmamış, her gece yatağa girmeden evvel Felak ve Nas sûreleriyle bedenlerini ve ruhlarını sarmışlardır.
Hülasa: Büyü Değil, Şeytanın Oyalaması
Özetle büyü nedir? Büyü, aciz, mahlûk ve zavallı olan cin ve şeytan tayfasının, insanoğlunun sonsuz beklentilerini (hırs, nefret, ihtiras) kullanıp onlara sanki kaderin sahibi (!) kendileriymiş gibi yaptıkları sahte bir kontrattır. Bu kontratın öteki dünyadaki (Ahiret) bedeli cehennem ateşidir. Her kim 'Beni kurtaracak, arzuladığıma ulaştıracak güçlü bir büyü var mı?' diyorsa bilsin ki o büyüden ziyade hüsrana doğru hızla adım atmaktadır. Sığınak ve derman yalnzıca er-Rahman, er-Rahim olan Yüce Rabbimizdir.