4.551 analiz yapıldı
Şu an 32 kişi analiz alıyor
← Bende Büyü Var mı? Büyü Nasıl Bozulur
Bu makale yapım veya bozma reçetesi içermez. Bilgilendirme ve ihtiyat amaçlıdır.

Büyü Çeşitleri ve Yapılışları: Şeytani Bir Tuzağın İslami Hükmü

İnsanoğlu, dünya imtihanı boyunca zaman zaman çaresizlik, korku veya aşırı arzu gibi zayıf noktalarıyla sınanır. Nefsin isteklerine yenik düşen veya kin ve haset gibi manevi hastalıklara kapılan bazı kimseler, ne yazık ki dertlerine derman bulmak adına İslam\'ın kesin hatlarla yasakladığı karanlık yollara sapabilmektedirler. Arama motorlarında masumane ya da meraktan aratılan “büyü çeşitleri ve yapılışları” konusu, aslında insanı ebedi bir helake (yıkıma) götüren, imanını tehlikeye atan devasa bir günahın ayak sesleridir. Oysa Müslüman, derdinin dermanını necis maddelerde, şeytani fısıltılarda veya hileli düğümlerde değil; yalnız ve yalnız El-Şafi, El-Kadir olan Allah Teâlâ\'da aramalıdır. Bu satırlar, karanlığın öğreticiliğini yapmak için değil, aksine cehaletin getirdiği bu karanlık kuyulardan müminleri korumak, “Büyü nasıl yapılır?” sorusunun arkasında yatan şirk tehlikesini gözler önüne sermek ve hakikat nûrunu tebliğ etmek amacıyla derlenmiştir.

büyü çeşitleri ve yapılışları dinde büyünün yeri büyü günah mı büyü yapmak küfür mü
Son kaynak kontrolü: 15 dk okuma

İslami Hüküm ve Günahın Boyutu: Büyü Büyük Günahların Zirvesidir

Dinimiz İslam, tevhid (Allah'ı birleme) esası üzerine kuruludur. Büyü (sihir) ise mutlak gücün, kaderin ve takdirin Allah'a ait olduğu gerçeğini hiçe sayarak, görünmeyen başka güçlerden, şeytani fısıltılardan veya çeşitli varlıklardan medet umma çabasıdır. Peygamber Efendimiz (s.a.s.), helak edici yedi büyük günahtan (Yedi Mühlikat) bahsederken, Allah'a şirk koşmaktan hemen sonra 'sihir (büyü) yapmayı' saymıştır (Buhari, Vesaya, 23; Müslim, İman, 145).

Ehl-i Sünnet alimlerimiz, büyünün varlığının bir hakikat olduğunu (yani bir göz boyama veya bir tesirinin olabileceğini) kabul etmekle birlikte, her türlüsünü haram kılmışlardır. Özellikle büyü yaparken Kur'an dışı güçlere (cinlere, şeytanlara) sığınılması, kutsal değerlerin ayaklar altına alınması veya insanın kendi iradesi üzerinde sahte bir hakimiyet kurma iddiası doğrudan imanla çelişir. Hiçbir Müslüman, bu yalan girdabının içine düşerek ebedi saadetini geçici bir dünya hevesine (sevgilisine kavuşma, rakibine zarar verme) satmamalıdır. Unutulmamalıdır ki, 'Kim bir düğüme üflerse sihir yapmış olur, kim de sihir yaparsa şirke düşer.' (Nesai, Tahrimu'd-Dem, 19).

Harut ve Marut Kıssası (Bakara Suresi 102. Ayet): İmtihan Sırrı

Kur'an-ı Kerim, büyünün içyüzünü bizlere Bakara suresi 102. ayet-i kerimede bildirir. Yahudiler, Hazreti Süleyman'ın peygamberliğini inkar edip, onun mucizelerini güya büyüyle yaptığını iddia ettiklerinde, Allah Teâlâ bu iftirayı şiddetle reddetmiş ve asıl büyü öğretenlerin şeytanlar olduğunu haber vermiştir.

Ayetin devamında Babil şehrindeki Harut ve Marut isimli iki meleğin durumu anlatılır. Allah, insanları çetin bir sınamadan geçirmek için bu melekleri bir imtihan vesilesi olarak göndermiştir. Ancak bu melekler, onlara gelip sihir öğrenmek isteyenlere her defasında şu ciddi ikazı yapmışlardır: 'Biz ancak bir fitneyiz (büyük bir imtihan aracıyız), sakın (büyü yapıp da) inkar edenlerden olma, küfre girme!'

Fakat kalplerindeki marazı tedavi etmeyen o zalim insanlar, meleklerin bu şiddetli uyarısına rağmen, gidip eşlerin arasını açacak, onlara zarar verecek büyüleri öğrenmişlerdir. Ayet şu kesin hükümle noktalanır: 'Oysa o sihirbazlar, Allah'ın izni olmadan hiç kimseye bir zarar veremezler. Onlar, kendilerine zarar vereni, fayda vermeyeni öğreniyorlardı... Bunu satın alanın ahirette hiçbir nasibi olmadığını da çok iyi biliyorlardı.' (Bakara, 102). Bu ilahî beyan, büyü yoluna girenlerin ahiretlerini tamamen yaktıklarının reddedilemez bir delilidir.

Büyü Çeşitleri ve Güya Yapılışları: Şeytanın İllüzyon ve Aldatmacası

İnternet üzerinde, falcılık mecmualarında veya merdiven altı muskacıların karanlık dünyasında, insana korku salmak ya da merakını cezbetmek maksadıyla sayısız büyü çeşidi (düğüm büyüsü, kan büyüsü, yedirme-içirme yoluyla yapılanlar vb.) sıralanır. Peki gerçekte bu 'büyü çeşitleri ve yapılışları' denilen şeyler nedir? Hepsinin ortak noktası şudur: Necaset (pislik), cehalet, küfür sözleri ve Allah'ın isminin anılmadığı şirk fısıltıları...

Düğümlere üfürmek (Neffâsâti fi'l-ukad), saç tellerini saklamak veya mezarlıklara nesneler gömmek gibi ritüeller, aslında şeytanı memnun etmeye dayalı habis ve iğrenç tavırların sahnelenmesidir. Büyücü, şeytanın yardımını almak için kendi insanlığını, dinini ve temizliğini feda eder. 'Ak büyü' diye adlandırılan ve güya 'iyilik' veya 'karı-kocayı barıştırmak' gibi masum görünen örtülerin ardına saklanan uygulamalar da aynı şeytani kaynaklara dayanır. İslami hukukta, gayesi ne olursa olsun (isterseniz dünyanın en iyi niyetli işi olduğunu iddia edin), büyü yöntemi ile sonuç aramak haramdır ve Ehl-i Sünnet inancında hepsi reddedilmiştir.

Muteber İslam Alimlerinin Şiddetli İkazları

Ehl-i Sünnetin temel direklerinden Muteber âlimlerimiz, bu zehirli hastalığa karşı ümmeti asırlardır çok sert bir şekilde uyarmıştır. İmam-ı Azam Ebu Hanife (r.a.), itikadi açıdan Allah'ın ilminden başka bir güce veya varlığa tesir isnad etmenin, kişiyi dinden çıkaracak kadar tehlikeli bir cehalet olduğunu belirtir.

Hüccetül-İslam İmam Gazzâlî (k.s.) ise, İhya-u Ulumi'd-Din adlı şaheserinde, kalbi kirlenmiş ve Allah'tan ümidini keserek yaratılmışlardan veya cinlerden medet uman kimselerin feci ahvalini anlatır. Gazzâlî'ye göre, kalbinde gerçek tevekkül ve Allah korkusu barındıran bir mümin, asla ve kat'â büyünün veya sihrin ardına düşmez. Gönlü imanla dolu bir sinede şeytanın vesveselerine yer yoktur.

Büyük tasavvuf önderi İmam Rabbani (k.s.) hazretleri Mektubat'ında, hastalıklara veya dertlere şifa ararken bile haram yollara, büyücülere, cincilere giden kimselerin 'denize düşüp de yılana sarılan çaresizler' gibi olduğunu; en nihayetinde o yılanın (büyünün ve şirkin) onları mutlaka zehirleyeceğini, kalıcı saadetin ancak ve ancak Sünnet-i Seniyye'ye (Peygamber Efendimizin yoluna) sımsıkı bağlanmakta olduğunu, helak olmaktan korunmanın başka yolu olmadığını kaydeder.

Maddi Dertlere Manevi Haramlarla Şifa Aranmaz

Çokça düşülen tuzaklardan biri de, eşiyle arası bozulan, işi rast gitmeyen yahut kısmeti kapandığına inanan kişilerin bir anlık heves veya öfke ile bu karanlık mecralara başvurmalarıdır. 'Sadece kısmetim açılsın diye yaptıracağım', 'Muhabbet büyüsü zarar vermez' sözü, bizzat şeytanın kalbe attığı ambalajlanmış bir zehirdir. Haram yolla elde edilen hiçbir yuvanın üzerine rahmet yağmaz; sihirle getirilen sevgi, cinnetle son bulur. İnsan, derdi veren Allah'a, o derdin def'i (giderilmesi) için de yalnızca dua ile yakarmalıdır. Kur'an-ı Kerim'de, peygamberlerin dahi başlarına gelen çetin sınavlarda acziyetlerini sadece Hak Teâlâ'ya sundukları, ondan başka bir merciye boyun eğmedikleri anlatılır (Örneğin; Eyyüb aleyhisselamın şifa duası, Yunus aleyhisselamın balığın karnındaki duası).

Manevi Zırh: Kur'an Süngüsü, Felak ve Nas ile Tevekkül Kalesi

Peki ya birisi bize bu haram yöntemlerle zarar verdiyse, yahut endişe içerisindeysek ne yapmalıyız? Tıpkı Peygamber Efendimiz (s.a.v) devrinde yaşandığı gibi, ilacı yine Kur'an ayetlerindedir. Efendimiz Muhammed Mustafa'ya (s.a.s.) Medine döneminde Yahudiler tarafından yapılan (Lebid b. A'sam ismindeki şahsın giriştiği) bâtıl uygulamaya karşı Cebrail (a.s.) vasıtasıyla Felak ve Nas (Muavvizeteyn) sureleri indirilmiştir.

Peygamberimiz bu sureleri okuyarak ve her gün sabah-akşam Ayet-el Kürsi vasıtasıyla Allah'a sığınarak tüm bu kötülüklerin şerrinden korunmayı biz ümmetine bizzat öğreterek miras bırakmıştır. Yatmadan evvel İhlas, Felak ve Nas surelerini üçer defa okuyarak avuçlarına üflemek ve vücuduna sürmek (Buhari) en kuvvetli manevi kalkanlardan biridir.

Nihayetinde şu müjdeyi kalbimize kazımalıyız: Hiçbir büyü, hiçbir kötü niyet, hiçbir şeytani düğüm veya tılsım 'Bismillahillezi la yedurru ma'asmihi şey'un fil'ardı ve la fis'semâ' (İsmi sayesinde yerde ve gökte hiçbir şeyin zarar veremeyeceği Allah'ın adıyla)' diyerek Hakka sırtını dayamış, evinden abdestli ve namazlı çıkan, helal lokma yiyen bir müminin göğsündeki iman kalesini yıkamaz. Tedbir, dua ve doktor; ötesi ise rıza ve tevekküldür. Büyüden kurtulma ve rukye yolları için ilgili rehberimize (Rukye ve Şifa) göz atabilirsiniz.

Ebced İslami İçerik Heyeti

Bu içerik Ehl-i Sünnet akaidine uygun olarak, büyü uygulamasını öğretmek için değil, tehlikelerine dikkat çekmek ve haramlığını vurgulamak üzere kaleme alınmıştır.

Editoryal ilke: kaynak gösterme, kesin teşhis vermeme, tıbbi tedaviyi geciktirmeme.

Bu içerik dini danışmanlık veya tıbbi teşhis yerine geçmez. Fetva için Diyanet veya ehil âlime; sağlık için hekime başvurun. Ebced büyü yapma, bozma veya gayb teşhisi hizmeti vermez.

İlgili makaleler