Hane-i Saadet'ten Şeytanın İnine: Evde Büyü Aramak
Peygamber Efendimiz (s.a.s), 'Evlerinizi kabirlere çevirmeyiniz; muhakkak ki şeytan, içinde Bakara Suresi okunan evden kaçar!' (Müslim, Müsâfirîn 212) buyurarak müminlerin evlerini nasıl koruyacağının en güzel haritasını çizmiştir. Durum böyleyken, 'internette gördüm, evdeki sabunla, eşimden aldığım saçla veya şu okunmuş bezle ufak tefek bir büyü yapsam zarar gelmez' diye zannetmek büyük bir cinnettir.
Ev içerisinde büyü ritüeline alet olan, cin ve şeytan isimleri zikredilerek yapılan eylemler, o hane halkının (özellikle çocukların ve zayıf tabiatlı bireylerin) üzerine doğrudan negatif ve şeytani ağırlıkların (musallat ve vesvese) çökmesine neden olur. Gecenin bir yarısı derdine çözüm için Rabbine el açıp O'nun Yâ Şâfî ismini zikretmek yerine, Allah'ın yasakladığı habis ruhlardan medet ummak, 'Ey Rabbim, ben sana değil onlara güveniyorum' (Hâşâ) demek anlamına gelir ki, bu da İslâm inancının kalbi olan Tevhid ipliğinin kopmasıdır.
Cahiliye'den Bize Miras Kalan 'Kendin Yap' Sihirleri
Özellikle gençlerin 'eski sevgilimi bana bağlama' veya 'kısmet açma' kisvesiyle tariflerini evde denediği büyü türleri, aslında antik putperest medeniyetlerinin kırıntılarıdır. İmam Gazali, İhyâu Ulûmiddin adlı şaheserinde, insanın kaderin sahibi olan Hâlık-ı Zülcelal’e razı olmak varken, kendi kısır gücüyle mahlukata hükmetmeye çalışmasının hem akılsızlık hem de ahlaksızlık olduğunu ifade eder. Evde bir kağıt, bir kalem, birkaç damla kan veya balmumu alarak şifreler karalamak sizi istediğiniz kişiye kavuşturmaz. Aksine, o eylemden geriye kalan tek şey ahiretinizin enkazı olur. Çocuğunuza, eşinize ve soyunuza, o günaha girmiş ellerinizle helal rızık sunamazsınız.
Sihrin Zararsızı, Ev Yapımı, Ufağı Olmaz
Bazı kimseler vicdanını rahatlatmak için 'Benim niyetim iyi, ben sadece muhabbet için zararsız bir uygulama yapıyorum' der. Muteber âlimlerimiz, sihrin büyüğü küçüğü olmadığını; zerre miktar dahi olsa, iradenin ve kudretin Allah'tan başkasında (cinlerde, fısıltılarda) aranmasının şirk olduğunu çok net bir şekilde aktarmışlardır.
Yüce Rabbimiz Bakara 102. ayette şöyle buyurur: 'Halbuki o (büyücüler/şeytanlar), Allah’ın izni olmadıkça onunla (büyüyle) hiç kimseye zarar veremezler. Onlar, kendilerine zarar vereni, faydası dokunmayanı öğreniyorlardı...' Bu sır, bütün düğümleri çözer. Allah izin vermedikçe bir yaprak dahi düşmezken, siz evde yaptığınız birkaç çaput bağlamayla birinin iradesini fethedeceğinizi nasıl düşünürsünüz? Eğer o iş oluyorsa dahi, biliniz ki Allah o durumu bir 'imtihan' olarak halk etmiştir ve siz imtihanı çok ağır bir şekilde kaybediyorsunuz demektir.
Evdeki Çaresizliğin Hakiki Çözümü: Dua ve Niyaz
Evinizde büyülü kitaplara, aslı astarı olmayan falcı tariflerine değil; Seccadelere, Kur’an-ı Azimüşşan’a dönünüz. Eğer bir derdiniz, hasretini çektiğiniz bir isteğiniz varsa, farz namazlarından sonra ihlasla, gözyaşıyla ellerinizi Rabbimize açmalısınız. Unutmayın ki, 'Bana dua edin, size icabet edeyim (cevap vereyim)' (Mümin, 60) garantisini bizzat alemlerin Rabbi vermiştir. Hanenizi karanlık fısıltılarla değil; Fatiha, Bakara, Yasin, Felak ve Nas surelerinin nuru ile dolduranlar, her iki cihanda da saadet şerbetini yudumlayacak olan yüzü ak, kalbi zikirli gerçek müminlerdir.