Haram Olan Vesileyle Hayır Beklenmez: Şeytan Sağdan Yaklaşınca
İslam Fıkhına göre kural şudur: 'Gayenin meşru (helal) olması, o gayeye giden vasıtayı (yolu) meşru kılmaz.' Yani bir insanın karnı açsa, hırsızlık yaparak elde ettiği yemekle karnını doyurmasına helal lokma denilemez. Aynen bunun gibi, bir kadının veya erkeğin, parçalanan yuvasını kurtarmak gibi haklı ve duygusal bir gayesi olabilir. Ancak bu yuvayı, Allah’tan isteyerek, ibadet ederek veya psikolojik danışmanlık alarak çözmek varken, 'Ak Büyü' diyerek bir cinciden, hocadan (!) veya tılsımdan medet umarak çözebileceğini sanması şeytanın en meşhur zehridir. Araf Suresi 16 ve 17. ayetlerde, Şeytanın insanları sağdan, soldan, önden ve arkadan vesvese ile aldatacağına yemin ettiği anlatılır. 'Ben sadece hayır için yaptırıyorum, kimseye zarar vermiyorum' düşüncesi bizzat şeytanın bu sağdan yaklaşma eyleminin zirvesidir.
Büyünün Siyahı, Beyazı Neden Olmaz?
Ehl-i Sünnet alimlerinin en meşhurlarından İmam Şafi ve İmam Rabbani hazretleri, büyünün asıl yıkıcı kısmının 'yaratıcılık veya yaptırımcücü özelliğini cinlere, sırlara veya muskacılara atfetmek' (şirk) olduğunda birleşir. Allah'ın El-Kahhâr ismine güvenmeyip intikam için yapılan Kara Büyü ise, Allah'ın El-Vedûd ismine güvenmeyip 'Ak Büyü' kisvesiyle medet aramak da aynı inanç çöküntüsüdür.
Ayrıca günümüzdeki şarlatanlar, 'Ben cincilik yapmıyorum, Havass ilmi ile rahmani vefki, nurlu vefk yazıyorum' diyerek insanları sömürmektedir. İçi ayet ve hadislerle dahi dolu olsa, onların manalarını çarpıtarak, harfleri parçalayarak rakamların mistisizmi (Hurufilik) üzerinden eşyayı zorlama iddiası İslam’la bağdaşmaz. Peygamber Efendimiz (s.a.s), 'Kim bir düğüme üflerse sihir yapmıştır.' derken o düğümün ne renk olduğuna veya niçin atıldığına dair bir 'istisna' bırakmamıştır.
Gerçek Ak (Pak) Yol: Nurani Meleklerin İndiği Saf Dua Yolu
Ey eşiyle arası açık olan, ey kalbi mutsuz olan ve 'Acaba ak büyü yaptırsam günaha girer miyim' diye tereddütte kalan Hak yolcusu mümin! Yaratıkların efendisi ve alemlere rahmet Resûlullah (s.a.s), her sıkıntıya bir kurtuluş rehberi (dua ve sünnet) bırakmıştır. Çözümü muskacının loş odasında değil, teheccüd vakti karanlık odayı aydınlatan gözyaşlarında ve seccadenin başucunda aramalıyız. Bir sadaka, kırgın bir kalbi onarmak, içten kopup gelen bir La Havle tesbihi, o uydurma 'Ak Büyü'nün sağlayacağını vaat ettiği şeylerden milyon kere daha hayırlıdır. Tevbe edin, o hurafelere kanmayın ve şifayı sadece Malik’ül Mülk olan Allah'tan isteyin.