Gazzâlî hazretleri, Samed isminin "kast edilen, yönelen" manasına da geldiğini, yani her ihtiyacın son durağı olduğunu belirtir. Âlimler, bu ismin tecellisine mazhar olan kulun "insanların yardımına koşan bir sığınak" olacağını söylerler. Osmanlı irfanında, "tatminsiz ve hep eksik hisseden" mizaçlara şifa olarak önerilirdi. Ayet: "Allah Samed'dir." (İhlâs 112/2)
es-Samed — Sadreddin Konevî şerhi
es-Samed Samed, dayanak demektir; ihtiyaç ve sıkıntı hallerinde kendisine baş vurulur ve yönelinir. Şu halde Hakkın “samed” olması, “Hiçbir şey yoktur ki hazineleri O'nun katındadır”[96] (: âyetinde ifade edildiği) cihettendir. *** Bilinmelidir ki: Hazineler, sonsuzdur; fakat küllî kısımları, ulvî hazineler, süflî hazineler, gayb hazineleri, şehâdet mertebesindeki hazineler, sübût âlemindeki hazineler ve vücûd mertebesindeki hazineler olmak üzere çeşitli kısımlara ayrılır. Bütün bunlar Hakkın katındadır ve bunların anahtarları Hakkın elindedir. Hak, bunları dilediği vakit dilediği kimseler için dilediği şekilde açar. Allah, sübût halinde bulunan hakikatlere ve vücûdî a'yâna “muhtaçlık” özelliği tahsis etmiştir. Çünkü bu hakîkatler, kendiliklerinde, varlığı kabulü tercih etmeleri nedeniyle bulundukları hazinelerden varlığa çıkmak isterler. Aynı şekilde, bunlardan mevcut olan şeylere de, Yaratıcı'dan yaratılmamış şeyin kendi yerine yaratılmasını talep arzusu ve Hakka muhtaç olduğu için, “muhtaçlık” özelliği ilka edilmiştir. Buna göre mevcut, bu talebiyle hazinede bulunan şeyin harice çıkışını belirlemektedir. *** Varlığa ait hazineler ise, mümkünlerin varlıklarıdır/a'yân. Bunlardan her birisi, kendi dışında bulunmayan bir hazineye tahsis edilmiş, bu nedenle bunların bir kısmı diğerlerine muhtaç olmuşlardır. Bu muhtaçlık, her birisinin başkasının katında bulunan şeyi talep etmesidir. Buna örnek olarak, Ahmet'in Mehmet'in elinde bulunan şeyi talep etmesini verebiliriz. Binaenaleyh Ahmet, Mehmet'in sahip olduğu şeye muhtaç olmakla gerçekte Allah'a muhtaçtır. Bunun üzerine Hak, herhangi bir şekilde, Ahmet'in ihtiyacını karşılaması için Mehmet'in kalbini harekete geçirir. *** Buna göre bütün var olanlar birbirleri için bir hazine, aynı zamanda bütünü de bir açıdan hazinede olan şeydir. Hazinede olan şey, sürekli, bir hazineden diğerine intikal içinde bulunur ve hiçbir şey mensup olmadığı başka bir hazineye intikal etmez. Bunların hepsi, Allah katında bulunur ve hepsi O'nun tasarrufundadır, dolayısıyla Allah, işlerde kendisine baş vurulan ve her daim iltica edilen es-Samed'dir. Yeterlilikler ve muhtaçlık, varlık hazinelerinin şahıslarının her bireyine tevzi edildiğine göre, bu durumda varlıklardan her birisinin sadece kendisiyle zuhûr edebilen “sametlik”ten bir payı vardır. Bu nedenle, namazlarımızda sütreyi tam önümüze koymamız yasaklanmıştır. Binaenaleyh bu yasaklama, ilâhî gayrete işâret eder ve kulun mutlak anlamda sadece ve sadece Mutlak es-Samed'e yönelmesi gereğini ifade eder. ***
Kaynak: Sadreddin Konevî, Şerhu Esmâillahi'l-Hüsnâ — Ekrem Demirli tercümesi (İz Yayıncılık)
Orijinal Metin →