Gazzâlî hazretleri, bu ismin kuldaki tecellisini "kendi kalbini ve duygularını sürekli denetlemek" olarak açıklar. Âlimler, Rakîb isminin hem bir "koruyucu" hem de bir "şahit" manası taşıdığını belirtirler. Osmanlı irfanında, "başıboş ve sorumsuz" mizaçları terbiye etmek için bu ismin gözetimi tefekkür edilirdi. Ayet: "Şüphesiz Allah, üzerinizde tam bir gözeticidir (Rakîb)." (Nisâ 4/1)
er-Rakîb — Sadreddin Konevî şerhi
er-Rakîb er-Rakîb, kullarının hallerine şâhit olan demektir. O'nun kullarının hallerine şâhit olması, yaratıklarını korumasının gerekliliğinden kaynaklanır, böylelikle kulları da, bütün vakitlerinde O'nu gözetirler. *** Bilinmelidir ki: “er-Rakîb”, “rukba” kelimesinden türetilmiştir; bunun anlamı, bir şeyi gözlemeye mâlik olmak demektir. Hak mümkün varlıkları murakabe ettiği için, bu isim ihâta özelliğine sahiptir. Bu ismin hakîkatleriyle tam vasıflanan kimsenin ilmi ve müşâhedeye dayanan irfanı daima artar, bunun nedeni, bu kişinin halkın işlerini bu mertebenin gerektirdiği beraberlik ile gözetiyor olmasıdır. Murakıbın halinin doğruluğunun bir alâmeti, tasarruf elinden şeriat mizânının eksik olmamasıdır. Binaenaleyh, bu makâm sahibi ya müşâhede gözüyle veya imân gözüyle şeriat mizânına bakar durur. Bu kişi, murakabesinde masum olabilmek için, herhangi bir şey aldığında adaletle alır; bir şey verdiğinde, ihsan ile verir. Çünkü en mutlu insan, bütün mertebe ve tecellîgâhlarda Hakkı sürekli murakabe ederek edebe riâyet eden kimsedir. *** Bu ismin egemenliği, en fazla fiiller mertebesinde ortaya çıkar. Böylece, kul Hakkın bu mertebede kendisini murakabe ettiğini gözler ve bu müşâhede mahallinin gerektirdiği tarzda Hak ile beraber olur. Şâyet, kula dünyevî veya dinî gayesine uygun bir şey zuhûr ederse, bu hükmün ortadan kalkmasını diler; aksi halde, en uygun olanı talep eder. ***
Kaynak: Sadreddin Konevî, Şerhu Esmâillahi'l-Hüsnâ — Ekrem Demirli tercümesi (İz Yayıncılık)
Orijinal Metin →