4.531 analiz yapıldı
Şu an 19 kişi analiz alıyor
Esma-i Hüsna #23
الرَّافِعُ

er-Râfi'

Yükselten

Gaybı ancak Allah bilir. Bu site ve raporlar, kadim harf geleneklerine dayalı mizaç ve eğilim okumasıdır; kesin gelecek hükmü, fal veya kader iddiası değildir. Asıl rehber: istişare, istihare ve hayırlı ameldir.

Ayet-i Kerime

"Allah iman edenleri derecelerle yükseltir. (Mücâdele 58/11)"

Hikmet Notu

Yükseliş ilim, amel ve edeptedir.

Manevi Fazileti

er-Râfi' isminin zikri, ruhun manevi derecelerde yükselmesi, izzet kazanması ve cehaletin çukurundan marifetin zirvesine çıkmasıdır. Râfi'; kendisine yönelenleri yükselten, şan ve şeref veren, müminleri aziz kılan demektir. Bu zikir, dünyevi bir "yükselme" hırsından ziyade, Allah katında değerli olma arzusudur. Düşmüşlük hisseden, itibarını kaybeden veya manevi bir sıçrama bekleyen ruhlar için Râfi' ismi, İlahi bir "tutunup yükselme" ipidir.

Zikir Adabı

Gelenekte 351 tekrar veya gece yarısından sonra manevi terakki niyetiyle okunur. "Beni ahlakımla ve ilmimle yükselt" duasıyla çekilen her tesbih, ruhu ağırlaştıran dünya bağlarından kurtarır.

Âlimlerin Dilinden

Konevî hazretleri, Râfi' isminin "varlığın İlahi kaynağa doğru yükselişi" olduğunu belirtir. Âlimler, gerçek yükselişin ancak "tevazu" ile mümkün olacağını (Men tevâda’a lillâh rafa’ahullâh) hatırlatırlar. Osmanlı irfanında bu isim, "istikbal kaygısı" çeken gençlere vakar ve azim aşılamak için kullanılırdı. Ayet: "Allah iman edenleri ve ilim verilenleri derecelerle yükseltir (râfi')." (Mücâdele 58/11)

er-Râfi' — Sadreddin Konevî şerhi

er-Rafi', ulvîlik ve izhâr etmekle yüksek olan demektir. Er-Rafi, Ebrâr 'ı en üstün derecelere yükselten kimsedir. Aynı şekilde, kafirleri de en aşağı derecelere indirir. *** Bilinmelidir ki: Ref', asalet yoluyla Hakka aittir, nitekim hafd de, asalet yoluyla kula aittir. Bu ismin hükümlerinden birisi, ilâhî yüksekliğin, imkân mertebelerinin a'yânında sirâyet etmesi ve her şeyin yokluk düşüklüğünden hayâtın ve ilmin ulvî derecelerine yükselmesidir, çünkü her şey, Hakkı tespih eder ve sadece diri olup, kimi ve ney ile tespih ettiğini bilenler tespih edebilir. Her şeyin kendi derece ve mertebesinde bir ilmi ve temyiz gücü vardır ki, bununla, kimin tesbih edileceğini ve edilmeyeceğini ayırt eder. İlmin mertebesinden daha yüksek hiçbir mertebe yoktur. *** Hak, kendisine hamd eden o şeyi tesbih ettiği şey ile kendi derecesinde konuşturandır. Binaenaleyh Hak, kendisini kendisiyle tesbih ve hamd edendir. Her derecede yükseklik Hakka aittir. Hak, her varlıkta, hatta her nefeste dereceleri yükseltendir. Şöyle ki: Nefes, tekvin sûretlerinin heyulasıdır. Hakkın (cc.) nefeslerin varlığında kulun teneffüs halindeki haline göre bir takım şe'nleri vardır. Çünkü içeri giren nefes, kalbe yerleştiği vakit, kalbin hararetinin tesirinden dolayı başkalaşır, kalpte bulunan hatıraların sûreti başkalaşan bu nefeste şekillenir. Bunun neticesinde, diğer nefeslerin içeriye girebilmesi için akciğer nefesi dışarı çıkmaya zorlar. Nefes dışarı çıktığında, sahibi bu nefes vasıtasıyla ya konuşur veya susar. Şâyet konuşursa, hava konuştuğu lafızla şekillenir, konuşmazsa, nefes kalpten kabul ettiği şeyin sûreti ile çıkar. Bu durum, dünya ve âhirette sürekli devam eder. *** Yaratıkların her nefeste bir oluşumu vardır. Buna göre onlar, her anda bir şe'nde bulunurlar. Şu var ki, dünya yaratılışı çirkinin temiz ile karışmasını gerektirir, âhiret yaratılışı ise, sadece temiz olanı talep eder, böylece temiz çirkine galip olur. Böylelikle hüküm galip olana ait hale gelir ki, bu da, rahmete dönüştür. *** Bu mertebenin hükümlerinden birisi de, ertes (boyun eğdirme)dir. Çünkü, meliklerin tebaalarını boyun eğdirmesi örneğinde olduğu gibi, yüksek mertebede olan düşük mertebede olanı boyun eğdirir: Tebaa, maslahatlarını yerine getirdiği için, hal fiiliyle melike boyun eğer. Emir âlemi de böyledir. Çünkü Allah Teâlâ kullarına emirler vermiş, yasaklar koymuştur. Bunun ardından ise, Allah kullarına kendisine emir vermelerini ve sakındırmalarını emretmiştir. Bu bağlamda Allah, kullarına şöyle söylemelerini buyurmuştur: “Deyiniz ki: Bize acı, bizi bağışla, bizi cezalandırma, bize ağır yük yükleme.”[57] Böylelikle Allah, kendisini kullarının yerine getirdikleri bir şeyin sûretiyle kâim kılmıştır; halbuki Allah, büyüklük, azâmet ve ceberût sahibi, buna karşın kulları ise, eksik ve muhtaçtırlar.
Kaynak: Sadreddin Konevî, Şerhu Esmâillahi'l-Hüsnâ — Ekrem Demirli tercümesi (İz Yayıncılık) Orijinal Metin →

Yıldızname & analiz

Ana rehber ve birkaç tamamlayıcı sayfa — fal değil; usul ve ihtiyat.

Ana rehber: Yıldızname nedir?

Rehberler: Kişisel yıllık yıldızname · Ebced eğitimi · Örnek yıldızname · Araçlar: Analiz başlat · Yıllık harita · Yıldız düşüklüğü testi

İlgili: Bağımlılıktan Kurtulmak İçin Esmaül Hüsna · Nefsi Yenmek İçin Esmaül Hüsna · Esmaül Hüsna Zikir Sayıları ve Günleri PDF