Âlimler, Hâfıd isminin "kötüleri ve inkarcıları cehennemin en alt derekesine indiren" azametine dikkat çekerler. İmam Gazzâlî, kulun bu isimden nasibinin "batılı ve çirkinliği kendi gözünde alçaltması" olduğunu söyler. Mizaç okumalarında, "kibirli ve zorba" tabiatları yumuşatmak için önerilirdi. Ayet: "O, aşağılatıcıdır, yükselticidir." (Vâkıa 56/3)
el-Hâfıd — Sadreddin Konevî şerhi
el-Hafıd Hafd, indirmek ve alçaltmak demektir. El-Hafıd ise, cezalandırmasıyla dilediği kimseleri alçaltan, dilediklerini ise, en üst derecelere yükseltendir. O, şakilerinin nefislerini (: kendinden) uzaklaştırmakla alçaltır; velilerinin kalplerini ise, (: kendisine) yaklaştırmakla yükseltir. *** Bilinmelidir ki: Bu ismin tesirleri, mümkün hadislerde ve taayyünlerde ortaya çıkar, bunun nedeni hadisin varlığının Kadim'in mertebesinden sonra gelmesidir; Kadim, hiç bir kimse kendisine karşı koymaksızın ve kendisiyle çatışmaksızın, mertebe ve hazretlerde dilediği gibi tasarruf edebilir. Sonradan gelenin ise, böyle bir özelliği yoktur, o, tasarruf edeceği vakit, ancak daha önce Kadim'in tasarruf etmiş olduğu ve kendisine nispetle düşük olan şeyde tasarruf edebilir. Kadim'in tasarrufu ise, ona göre alçaltmaktır. Buna göre tasarrufta en üst makâm, önce olana aittir. Bu nedenle Hak, münezzehlik ve mutlaklığının ardından kulunun hükümlerine nüzul eder. Sonra da kendisini bundan tenzîh etmiş, yüce katı, hadisliğin kirinden pek yüce olmuştur. Binaenaleyh Hak, birinci itibar ile kendisini el-Azîz ve el-Cebbâr; ikinci itibar ile ise, el-Mütekebbir diye isimlendirmiştir. *** Bu ismin kök harflerini oluşturan H-F-Dat harflerinde akıl sahipleri için bir işâret vardır, şöyle ki: İsimler, harflerden daha yüksektir, bununla beraber harfler, daha önce geldikleri için isimlere tesir etmişlerdir. Nitekim sığınan kişi Euzu billahi/Allah'a sığınıyorum dediği vakit, burada Allah isminin başına gelen B harfi, âmil; bunun mamulü ise, gayb hüviyetine işâret eden H harfidir. Bu garip duruma bak ve ibret al! *** Bilinmelidir ki: Cer harfleri pek çoktur, örnek olarak, min/den, ila/e, fi/içinde, kabl/önce, ba'd/sonra gibi edatları verebiliriz. Bunların özelliklerinden birisi, birbirlerine eklendiklerine cer özelliğinden kurtulmalarına neden olmaktır. Bu durumda hafz âmili kendilerinde gözükmez, çünkü bu harfler, asaletle cer eden harflerdir, binaenaleyh mecrur eden, mecrur (mahfud) olmaz: Buna örnek olarak şu ayette bu edatların kullanımını verebiliriz: “İşin başında/min kablu ve sonunda/min ba'du emir Allah'a aittir.”[56] *** Bu mesele anlaşılınca bilinmelidir ki: Bütün var olanların mertebeleri, hafd makâmındadır. Ehl-i keşfe göre mümkünlerin varlıklarının birbirlerine tesir etmeleri mümkün değildir. Çünkü bunların hepsini kaplayan hadislik, harfler için mebnilik mesabesindedir. Binaenaleyh, Allah'tan başka müessir yoktur. Her şey, sadece Hakkın sûreti karşısında ve O'nun yaratıkların mazhârlarında sirâyet etmesi nedeniyle edilgen olur. Şu halde yaratıktaki eser, hiçbir ortağı olmayan gerçek müessire aittir. ***
Kaynak: Sadreddin Konevî, Şerhu Esmâillahi'l-Hüsnâ — Ekrem Demirli tercümesi (İz Yayıncılık)
Orijinal Metin →