4.531 analiz yapıldı
Şu an 19 kişi analiz alıyor
Esma-i Hüsna #97
الْوَارِثُ

el-Vâris

Her şeyin asıl varisi

Gaybı ancak Allah bilir. Bu site ve raporlar, kadim harf geleneklerine dayalı mizaç ve eğilim okumasıdır; kesin gelecek hükmü, fal veya kader iddiası değildir. Asıl rehber: istişare, istihare ve hayırlı ameldir.

Ayet-i Kerime

"Biz, mirasçıların en hayırlısıyız. (Enbiyâ 21/89)"

Hikmet Notu

Mülk emanettir; dönüş O'nadır.

Manevi Fazileti

el-Vâris isminin zikri, her şeyin asıl sahibinin Allah olduğunu anlamak ve emanetlerle kurulan o yorucu "Sahiplik" bağlarından ruhu özgürleştirmektir. Vâris; bütün varlıklar yok olduktan sonra mülkün kendisine kaldığı, kâinatın yegane mirasçısı demektir. Malını, mülkünü veya sevdiklerini kaybetme korkusuyla uykuları kaçan ruhlar için Vâris ismi, "Senin elindekiler de zaten O'nun" gerçeğiyle bir hafifliktir. Bu zikirle kulda bir emanet bilinci, bir cömertlik ve asıl varise dönmeden önce azık hazırlama azmi oluşur. Mülk, sahibine döner.

Zikir Adabı

Gelenekte 707 tekrar veya bir kaybın ardından kalbi teskin etmek niyetiyle okunur. "Mülk senindir, bizi de hayırlı bir mirasçı eyle" duasıyla, büyük bir teslimiyetle zikredilir.

Âlimlerin Dilinden

Gazzâlî hazretleri, Vâris isminin tecellisini "geçici sahipliklere takılmayıp, baki olan hayırlara yatırım yapmak" olarak açıklar. Âlimler, bu ismin "hayrü’l-vârisîn" (mirasçıların en hayırlısı) manasına dikkat çekerler. Osmanlı mizaç hekimleri, "aşırı sahiplenici ve kıskanç" tabiatları terbiye etmek için önerirlerdi. Ayet: "Mirasçıların en hayırlısı Sensin (Vâris)." (Enbiyâ 21/89)

el-Vâris — Sadreddin Konevî şerhi

el-Vâris el-Vâris, berzâh'a intikal ettiklerinde yaratıklarının artlarına bıraktıkları şeylere vâris olan demektir. *** Bilinmelidir ki: Bu ismin hükümleri, mânevî ve sûrî bütün mertebelere sirâyet etmiştir. Buna göre sûrî mertebelere vâris olmak, herkesin dünya yaratılışından bütün olarak âhiret yaratılışına intikal ederlerken, Hakkın yeryüzüne ve üzerinde bulunanlara vâris olması şeklindedir. Ayrıca, Hak dilediklerini ona vâris kılmak için, bu yaratılışa hüküm ve adalet yoluyla bazı kullar da vâris olabilir. Mânevî mertebelere bu ismin hükmünün sirâyet etmesine örnek olarak ise, Hakkın deneyici ilminin iliştiği şeylere vâris olmasını verebiliriz. Nitekim Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: “Sizi deneyeceğiz, ta ki sizlerden mücâhitleri ve sabredenleri bilelim.” Vâris bırakan, bıraktığı şeyleri toplamada çektiği yorgunluğuyla vârisçiye hizmet eder. Şu var ki, mânevî vârislik –ki bu ilimdir-, vârise miras kalmakla miras sahibinden bir şey eksiltmez, altın ve gümüş ise, böyle değildir, çünkü bunlar, miras bırakandan bırakılana bir malın aktarılmasıdır. *** Peygamberler, ilimden ve Hakkın kendilerini vâris kıldığı şeylerden başka bir miras bırakmamışlardır. Buna göre peygamberler, Hakkın vârisleridir. Alimler ise, peygamberlerin vârisleridir. O halde Hak bir açıdan vâris, bir açıdan ise, vâris kılandır; aynı şekilde halk da böyledir. Buna göre bazı alimler, nübüvvetin zâhirinden hüküm ve şeriat ilimlerine vâris olurlar; bazı alimler, nübüvvetin bâtınından sır ve keşif ilmine vâris olurlar. Her ikisi de, vârislikte ikinci mertebede bulunur. Çünkü bu insanlar için ilim, belirli bir peygamber kendisini ortaya koyduktan sonra meydana gelebilir. Şu halde bu insanlar, peygamberin mertebesinden -nazarî ilim gibişüpheye maruz kalmayan ilme vâris olmamışlardır. Bu ilmin şüpheye maruz kalmayışının nedeni, ilmin son derece açık bir ilim olmasıdır. Buna göre, meşru bir iş ile amel edip, bu amelden kendisi için “Allah'a dair” ilim meydana gelen herkesin ilmi vâris olunan ilimdendir. Bunun ardından, bu meşru iş, belirli bir peygamber tarafından şeriat olarak ortaya konulmuş bir iştir ya da kendisinden önceki peygamberlerin şeriatıdır. Bu amel sahibinin peygamberi, bu işi ümmeti için tespit etmiştir. Şu halde bu iş, bu amel sahibinin peygamberinin ortaya koyduğu bir şey ve o da bunun uygulayıcısı ise, başkasına nispet edilmez; kendisinden önceki bir peygamberin ibâdet ettiği bir iş ise, sonra da bu amel sahibinin peygamberi de onu onaylamışsa, bu kişi, özel olarak bu işin şeriatı olduğu peygamberin, daha sonra da onu onaylayan peygamberin vârisidir. Böylece peygamber saflarında, bir işi hüküm olarak ortaya koyan kimse ile, sayıları bin bile olsa onu onaylayan peygamber birbirlerinin vârisi olurlar. Çünkü o peygamber, onların hepsiyle birlikte haşr edilir.
Kaynak: Sadreddin Konevî, Şerhu Esmâillahi'l-Hüsnâ — Ekrem Demirli tercümesi (İz Yayıncılık) Orijinal Metin →

Yıldızname & analiz

Ana rehber ve birkaç tamamlayıcı sayfa — fal değil; usul ve ihtiyat.

Ana rehber: Yıldızname nedir?

Rehberler: Kişisel yıllık yıldızname · Ebced eğitimi · Örnek yıldızname · Araçlar: Analiz başlat · Yıllık harita · Yıldız düşüklüğü testi

İlgili: Bağımlılıktan Kurtulmak İçin Esmaül Hüsna · Nefsi Yenmek İçin Esmaül Hüsna · Esmaül Hüsna Zikir Sayıları ve Günleri PDF