4.531 analiz yapıldı
Şu an 19 kişi analiz alıyor
Esma-i Hüsna #77
الْوَالِي

el-Vâlî

İşleri yöneten; sahip çıkan

Gaybı ancak Allah bilir. Bu site ve raporlar, kadim harf geleneklerine dayalı mizaç ve eğilim okumasıdır; kesin gelecek hükmü, fal veya kader iddiası değildir. Asıl rehber: istişare, istihare ve hayırlı ameldir.

Ayet-i Kerime

"İşlerin tedbiri O'ndadır."

Hikmet Notu

Tedbir + tevekkül.

Manevi Fazileti

el-Vâlî isminin zikri, kâinatın ve her bir insanın hayatındaki o tek "Yönetici"ye, o sonsuz "Sahip"e güvenmek ve "Sahibim var" demenin verdiği büyük emniyettir. Vâlî; işleri düzene koyan, her şeyi yöneten ve kendisine sığınanlara kol kanat geren demektir. Başıboşluk hisseden, hayatının kontrolünü kaybettiğini düşünen veya ağır sorumluluklar altında ezilen ruhlar için Vâlî ismi, manevi bir "vasî" ve "koruyucudur". Bu zikirle kulda bir disiplin, bir aidiyet ve her işin bir İlahi yönetimin parçası olduğu bilinci gelişir. O yönetirse, hata olmaz.

Zikir Adabı

Gelenekte 47 tekrar veya aile ve iş yönetimi gibi sorumluluk gerektiren hallerde manevi bir feraset niyetiyle okunur. "Hayatımı senin rızana göre yönet" duasıyla, bir kâhyanın efendisine bağlılığı gibi zikredilir.

Âlimlerin Dilinden

Âlimler, Vâlî isminin "Veliyy" isminden daha geniş bir "yönetim" (idare) manası taşıdığını söylerler. Konevî hazretleri, bu ismin tecellisinin "varlıktaki nizamın sürekliliği" olduğunu belirtir. Osmanlı devlet ricali, bu ismi adaletli yönetim ve manevi güç için bir vird gibi kullanırlardı. Ayet: "Onlar için O’ndan başka bir yardımcı (vâlî) yoktur." (Ra’d 13/11)

el-Vâlî — Sadreddin Konevî şerhi

el-Vâli, el-Müteâlî el-Vâli, hüküm veren demektir. O, hüküm verir, hükmünde adil olur ve ikrâm eder; böylece ihsanda bulunur, dilediğini ihsanıyla öne geçirir, dilediğini adaletiyle geri bırakır. El-Müteâli, yeryüzünde büyüklenmek isteyenlere ve sahip olmadığı şeyi iddia edenlere karşı üstün olan demektir. Buna göre, el-Aliyy ismine karşı el-Müteâli, el-Kebir 'e karşı el-Mütekebbir gibidir. *** Bilinmelidir ki: Vâli, hüküm veren ve vâliliğe atanmış imamdır. Bu görevin sınırsız mertebeleri vardır. Buna göre bunun en üstünü, imâmet-i kübra/büyük imamlık ve velâyet-i uzmâ'dır/büyük velîlik. Bu, her şeyin idaresinin/melekût elinde bulunduğu kimsenin rütbesidir. Bunun en düşük mertebesi ise, kulun kendi organlarına ve melekelerine vâli olmasıdır. Bu iki derece arasında sınırsız dereceler bulunmaktadır. Buna göre her vâlinin mülkü, halinin gereğine göre, genişler veya daralır. Vâlilik ve emirlikte başarılı sait kişi, nefesleriyle birlikte, (: beden) memleketinin hallerini murakabe edip, Hakkın kendisini idareci yaptığı şeyin kadrini bilen ve reayasının haklarını adalet ve ihsan ile yerine getirmek için gayret gösteren kimse demektir. Şâyet lezzetlerden faydalanmak ve arzulara ulaşmak kendisini meşgul ederse, hiç kuşkusuz ki bu fiiliyle kendisini azletmiştir, Hak da onu vâlilik ve seyitlik mertebesinin hayrından mahrum bırakır, böylece başarısızlığa, hüsrana, azaba ve hiçbir fayda vermeyen pişmanlığa duçar eder. *** Hiçbir insan yoktur ki, bir açıdan memlukluk, bir açıdan ise mâliklik yönüne sahip olmasın. Ayrıca “insanların bir kısmı diğerlerinden üstün kılınmıştır ki, birbirlerine hizmet etsinler.”[105] Mutlak ve kuşatıcı vilâyet, dereceleri yükselten Hakka aittir. Bu insan türündeki velâyet mertebelerinin en kâmili ise, ilâhî isimler arasında ahlaklanmak ve vasıflanmakla vâli olandır; bu ahlaklanmak ve vasıflanmak, hükümlerini ve eserlerinin varlığını müşâhede ederken had ve edepleri korumakla Hak ehlinin yoluna göre yapılmalıdır; bu ise, nefsi tezkiye, kalbi arındırma ve de işlerini yaparken, neticelerini ortaya çıkartırken ve kemâllerini izhâr ederken ruhu süslemeyle gerçekleşir. Vâli'nin işi, hadleri uygularken bir cezalandırma ve ibret olduğu için, görünüşte bela ve kötülük sûretinde gözükse bile, her zaman hayırlıdır. Çünkü haddin uygulanması da, bir temizleme olması cihetinden hayırdır. Bu nedenle Hz. Peygamber, her zaman şöyle söylerdi: “Hayır senin elindedir, kötülük ise sana ulaşamaz.” *** Yükseklik, tekebbür, böbürlenme ve övünme bu mertebenin gereklerinden, bu özellikler ise, tedavisi imkânsız hastalıklar oldukları için, Hak bu hastalıklara şifalı bir ilaç indirmiştir; bu ilaç, Hakkın Kabe'ye secde etmeyi emretmesidir.
Kaynak: Sadreddin Konevî, Şerhu Esmâillahi'l-Hüsnâ — Ekrem Demirli tercümesi (İz Yayıncılık) Orijinal Metin →

Yıldızname & analiz

Ana rehber ve birkaç tamamlayıcı sayfa — fal değil; usul ve ihtiyat.

Ana rehber: Yıldızname nedir?

Rehberler: Kişisel yıllık yıldızname · Ebced eğitimi · Örnek yıldızname · Araçlar: Analiz başlat · Yıllık harita · Yıldız düşüklüğü testi

İlgili: Bağımlılıktan Kurtulmak İçin Esmaül Hüsna · Nefsi Yenmek İçin Esmaül Hüsna · Esmaül Hüsna Zikir Sayıları ve Günleri PDF