Gazzâlî hazretleri, Muntekim isminin tecellisinin "nefsin hilelerinden ve şeytanın tuzaklarından intikam almak" olduğunu belirtir. Âlimler, Allah’ın intikamının asla şahsi bir öfke değil, mutlak bir "denge ve adalet" olduğunu hatırlatırlar. Osmanlı irfanında, "öfke ve nefretle kavrulan" mizaçları yatıştırmak için önerilirdi. Ayet: "Şüphesiz Biz, suçlulardan intikam alıcıyız (muntekimûn)." (Secde 32/22)
el-Muntekim — Sadreddin Konevî şerhi
el-Muntakim el-Muntakim, kendisine karşı geleni “temizlemek” için ondan intikam alan demektir. el-Muntakim'in kendisine isyan edeni temizlemek için ondan intikam alması, dünyada hadleri, cezalandırmayı ve elemleri uygulamakla gerçekleşir. Âhirette ise, dilediği gibi intikam alır. *** Bilinmelidir ki: Hak ile âlem arasındaki nispetler er-Rahmân isminden olunca –ki bizzât rahmet, her şeyi kuşatmış ve var etmiştir-, intikam da rahmetin kuşattığı şeylerden birisidir. Böylelikle intikam alan da, Rahmân'ın bir parçası olur ve intikam sahibi, bir yönden rahmetten hali kalamaz. Çünkü herhangi bir mümkün öfkelenip, intikam aldığında, bu intikam ile kendi nefsine merhamet etmiş, böylece öfkenin eleminden hissetmiş olduğu sıkıntıya karşı kendisi için “şifa” meydana gelmiştir. Binaenaleyh her intikamcı, bir açıdan merhamet edilen, başka bir açıdan ise merhamet edendir. Aynı şekilde ilâhî isimler de, mümkün için mütekâbildirler, buna göre, fazıl ve ihsan isimleri kuvvet ve sayı olarak intikam ve alet isimlerinden daha üstündür. İsimlerdeki mütekâbiliyet, her şeyi kuşatan rahmet alanındadır. Buna göre Hakkın rahmeti, cezalandırması pek şiddetli olmakla beraber, intikamından farklı olarak genel ve mutlaktır. Çünkü Allah Teâlâ, intikamıyla beraber bir rahmet bulunmaksızın kulundan intikam almaz. İntikamın varlığı bile, bir rahmettir, bu varlık sayesinde Hak onu yokluktan varlığa çıkartmıştır. Nitekim bir yaratık da kölesinden intikam aldığı vakit, bu intikam, kölenin üzerinde onun efendiliğini sürdürdüğü için merhametten hali değildir. Halbuki, kendisi ile intikam sahibi arasında herhangi bir ilişkinin bulunmadığı yabancıdan intikam almak böyle değildir. İnsan bu özellikteki birisinden intikam almış olsa, bu intikam merhamet ile karışık olmaz. Bu nedenle Ebu Yezid el-Bestâmî, hafızın “Hiç kuşkusuz ki Rabbinin tutuşu pek şiddetlidir”[106] âyetini okuduğunu işitince, şöyle demiştir: Benim tutuşum Hakkın tutuşundan daha güçlüdür. Gerçi bu tutuş Hak tarafından yaratılmıştır, fakat Hak bu mahalde onu yarattığında mahal ona tesir etmiş ve mahal sûretiyle zuhûr etmiştir. Yabancı yaratığın mahalli ise, kalbinde merhamet bulunurken hiç kimseden intikam talep etmez. ***
Kaynak: Sadreddin Konevî, Şerhu Esmâillahi'l-Hüsnâ — Ekrem Demirli tercümesi (İz Yayıncılık)
Orijinal Metin →