4.531 analiz yapıldı
Şu an 19 kişi analiz alıyor
Esma-i Hüsna #82
الْعَفُوُّ

el-Afüvv

Affeden; bağışlayan

Gaybı ancak Allah bilir. Bu site ve raporlar, kadim harf geleneklerine dayalı mizaç ve eğilim okumasıdır; kesin gelecek hükmü, fal veya kader iddiası değildir. Asıl rehber: istişare, istihare ve hayırlı ameldir.

Ayet-i Kerime

"Allah çok affedicidir, Gafûr'dur. (Hac 22/60)"

Hikmet Notu

Affetmek, affedilmeye vesiledir.

Manevi Fazileti

el-Afüvv isminin zikri, günahların sadece bağışlanması değil, hafızalardan ve kayıtlardan bile silinip "Yok Sayılması" mucizesidir. Afüvv; affetmesi bol olan, cezalandırmaktan vazgeçen ve kulun hatalarını kökten kazıyan demektir. "Gafûr" hatayı örter, "Afüvv" ise o hatayı tamamen siler. Vicdanında silinmez bir leke taşıdığını hisseden veya "Beni kimse temizleyemez" diyen ruhlar için Afüvv ismi, İlahi bir "beyaz sayfa" rüzgarıdır. Bu zikirle kalbe bir ferahlık, bir hafiflik ve başkalarının hatalarını da kökten unutma ahlakı gelişir. Affetmek, özgürlüktür.

Zikir Adabı

Gelenekte 156 tekrar veya seher vakitlerinde "Allâhümme inneke afüvvün, tuhibbü’l-afve, fa’fu annî" (Allah’ım sen affedicisin, affetmeyi seversin, beni de affet) duasıyla beraber okunur. "Beni silinmiş bir sayfa gibi temiz kıl" yakarışıyla çekilir.

Âlimlerin Dilinden

Âlimler, "Afüvv" isminin "izleri yok etmek" manasına vurgu yaparlar. Konevî hazretleri, bu ismin tecellisinin "varlığın günah kirlerinden tamamen arındırılması" olduğunu belirtir. Osmanlı mizaç hekimleri, "kendine karşı çok acımasız ve katı" olan mizaçları yumuşatmak için bu ismin letafetini önerirlerdi. Ayet: "Şüphesiz Allah, çok affedici (Afüvv), çok bağışlayıcıdır (Gafûr)." (Hac 22/60)

el-Afüvv — Sadreddin Konevî şerhi

el-Afuvv El-Afuvv, nefislerden zillet karanlıklarını rahmetiyle; kalplerden ise, gaflet paslarını kerametiyle izale eden demektir. *** Bilinmelidir ki: Bu ismin hükmü, az ya da çok ve iki zıddı hükümde birleştirmede, her şeye sirâyet etmiştir. Az veya çoğu hükümde birleştirmenin örneği, sakalları kısaltma hakkında rivâyet edilen bir haberde bulunmaktadır. Sakal, uzatılır, bıyıklar ise kısaltılır. Çünkü bıyıklar bulunduğu hal üzere bırakıldığında, çoğalırlar. Ayrıca konuyla ilgili rivayette, süslenmenin gerçekleşeceği ölçüde, bıyıklardan biraz alınmasını kast etmiş de olabilir. Hz. Peygamber 'in de sakalının genişliğinden değil, uzunluğundan aldığı rivâyet edilmiştir. Bunun az veya çoğu kuşatıcı olması ve az ile çoğu ihatada birleştirmesine gelince: Bu ismin hükmü, sadece ulvî himmetlerin sahiplerine sirâyet eder. Çünkü Allah (cc.), şu âyet-i kerîmesiyle kötülük yapan kişiyi kendisine yapıldığı ölçüde cezalandırmayı mubah kılmıştır: “Günahın karşılığı kendisi gibi bir günahtır.”[107] Buna göre günah işleyen kimse, cezalandırılır. Ceza olarak verilen kötülük de, kısasta olduğu gibi, cezalandırılan kimseye bir kötülük yapılması cihetinden nas ile yapılan kötülüğün misli olmalıdır. *** Ârif ise, himmetinin yüksekliği nedeniyle Hakkın “kötülük” diye isimlendirdiği bir şey ile vasıflanan bir mahal olmaktan uzak durur, böylece cezaya karşı yapılan kötülüğe karşı misliyle affı tercih eder. Çünkü kötülüğün varlığı gitmiş ve yok olmuştur. Her ne kadar kötülüğün bir eseri geri kalmış olsa bile, ne bu kötülük ve ne de geride kalan eseri herhangi bir cezayı kabul etmezler. Buna örnek olarak, kötülük yapan kişinin eylemiyle meydana gelen yarayı verebiliriz. Bu durumda yaralanan kimse yaralayandan intikam alırsa, yaralayan kimse yaralanmış olur ve birincinin yarası iyileşmiş olmaz. Şâyet kötülük veya eseri, bir ceza kabul etmiş olsalardı bile, bunlar artık faillerinden uzaklaşmışlardır. Şu halde kötülük, kötülük yapanın fiilidir ve işlendiği esnada ortadan kalkmış, geride ise sadece kötülüğü yapan kalmıştır. Bu nedenle şeriat, kötülüğü yapan kişiyi kötülüğün yerine koymuş, cezayı kendisine izâfe etmiştir. Şâyet insanlar affetmede neyin bulunduğunu bilmiş olsalardı, hiç kimse kendisine kötülük yapanı cezalandırmazdı. Fakat insanların gözlerindeki perdeler, bunu engeller ve kötülük yapanı cezalandırıp, gayesini gerçekleşmek ve hemen tatmin olmakla sakinleşir. *** Cinâyetlerin en büyüğü, nispet edilen kötülükten uzak olduğunu bildiği halde, bir mümine iftira etmek ve ona kendisiyle ilgili olmayan bir şeyi nispet etmektir. Binaenaleyh, böyle bir iftiraya maruz kalan insanın iftiracıyı affetmesi güzel ahlakın kemâlindendir. İftiraya uğrayan kişi, iftiracıyla tartışmadan ve kendisi adına ondan intikam almayı tercih etmeden sırrını iftiracıdan gizler.
Kaynak: Sadreddin Konevî, Şerhu Esmâillahi'l-Hüsnâ — Ekrem Demirli tercümesi (İz Yayıncılık) Orijinal Metin →

Yıldızname & analiz

Ana rehber ve birkaç tamamlayıcı sayfa — fal değil; usul ve ihtiyat.

Ana rehber: Yıldızname nedir?

Rehberler: Kişisel yıllık yıldızname · Ebced eğitimi · Örnek yıldızname · Araçlar: Analiz başlat · Yıllık harita · Yıldız düşüklüğü testi

İlgili: Bağımlılıktan Kurtulmak İçin Esmaül Hüsna · Nefsi Yenmek İçin Esmaül Hüsna · Esmaül Hüsna Zikir Sayıları ve Günleri PDF