Gazzâlî hazretleri, Mumît ismini Muhyî ile birlikte okuyarak hayat–ölüm dengesinin Allah'ın elinde olduğunu vurgular. Konevî, ölüm bilincinin kalbi dünyadan koparıp hakikate çevirdiğini anlatır. Osmanlı irfanında, "aşırı dünya tutkusu" ve israf eğilimine karşı bu ismin tefekkürü önerilmiştir. Ayet: "O, öldürür ve diriltir." (Hac 22/66)
el-Mumît — Sadreddin Konevî şerhi
el-Mümît el-Mümit, varlıkları/a'yân, dünya yaratılışından berzâha, berzâhtan âhiret diyarına intikal ettirmekle öldüren demektir. Çünkü müşâhede ehline göre ölüm, perdeli insanların vehmettikleri gibi, gerçekte/nefsü'l-emir hayâtın izale edilmesi değildir. Nitekim şehit, ilâhî nasla bildirildiği üzere, diridir; halbuki o, perdeli insana göre ölüdür. Şu halde ölüm, ayn'ın dünya mertebesinden başka bir mertebeye intikal etmesi; ruh vâlisinin Hakkın bu âlemdeki vâlilik döneminde kendisini idare etmekle görevlendirdiği bu cismânî şehirden azl edilip, intikal ettiği âlemden başka bir vâlinin onun üzerinde görevlendirilmesidir. Çünkü şehir, maslahatlarını gözetecek bir vâliden yoksun kalamaz. *** Ölü, bir şeyi kabul etmek veya hareket gibi tasarrufları ortadan kalkmış olsa bile, kendiliğinde diridir. Çünkü ölü, hal ile dirilerde tasarruf eder; bu tasarruf, dirilerin onu kefenleme ve defin işlemlerini yerine getirmeleridir. Gerçek ölü, Hakkın hayatının müşâhedesinin ve feyzinin sirâyetinin kendisine eşlik etmediği kimsedir. Bu müşâhede olmayınca o, hayatı kendisine nispet eder, çünkü Hak, böyle bir perdeli kişi için ölmüştür. Şu halde böyle bir insan, gerçek anlamda ölüdür. Binaenaleyh, cahil ve perdeli kimse, gerçekte ölüdür; ölü ise, muhakkike göre diridir. ***
Kaynak: Sadreddin Konevî, Şerhu Esmâillahi'l-Hüsnâ — Ekrem Demirli tercümesi (İz Yayıncılık)
Orijinal Metin →