4.532 analiz yapıldı
Şu an 20 kişi analiz alıyor
Esma-i Hüsna #70
الْمُقْتَدِرُ

el-Muktedir

Mutlak kudret sahibi

Gaybı ancak Allah bilir. Bu site ve raporlar, kadim harf geleneklerine dayalı mizaç ve eğilim okumasıdır; kesin gelecek hükmü, fal veya kader iddiası değildir. Asıl rehber: istişare, istihare ve hayırlı ameldir.

Ayet-i Kerime

"O, Azîz'dir, Muktedir'dir. (Kamer 54/42)"

Hikmet Notu

Kudret O'nundur; kul sebebe sarılır.

Manevi Fazileti

el-Muktedir isminin zikri, kâinattaki mutlak hakimiyetin ve her an her şeyi kontrol eden o ezici "İktidar"ın kalpteki uyanışıdır. Muktedir; gücü her şeyi kuşatan, istediğini anında ve tam bir ustalıkla gerçekleştiren demektir. Dünyevi zorbalardan, baskılardan veya kontrol edemediği olaylardan korkan ruhlar için Muktedir ismi, "Asıl güç sahibi O'dur" diyerek korkuları dindiren bir kalkandır. Bu zikirle kulda bir vakar, bir sükunet ve sadece Allah’ın iktidarına boyun eğme asilliği oluşur. Hakiki iktidar, O'nundur.

Zikir Adabı

Gelenekte 744 tekrar veya baskı ve zulüm altında kalındığında adalet niyetiyle okunur. "Kudretinle bizi her türlü şerden koru" tefekkürüyle, İlahi bir heybetle zikredilir. "Kâdir" ismiyle beraber çekilmesi tesirini artırır.

Âlimlerin Dilinden

Gazzâlî hazretleri, Muktedir isminin "Kâdir" isminden daha ileri bir derece olduğunu, zira fiile dökülen ve her şeyi kuşatan gücü ifade ettiğini söyler. Âlimler, bu ismin kıyamet sahnelerinde sıkça zikredilmesine dikkat çekerler. Osmanlı irfanında, "kendini çok güçsüz gören" mizaçlara bir manevi takviye olarak sunulurdu. Ayet: "Mutlak güç sahibi (Muktedir) Allah katında..." (Kamer 54/55)

el-Muktedir — Sadreddin Konevî şerhi

el-Kâdir el-Kâdir, iktidarının kâbiliyetlere nüfuz etmesiyle muktedir olan demektir; bu kâbiliyetler, elKâdir 'in iktidarının zuhûrlarını irâde ettiği kâbiliyetlerdir. Ayrıca el-Kâdir, kendi ellerimizle yaptıklarımız vasıtasıyla da muktedir olandır. Bu durumda iktidar O'na ait, amel ise bizim ellerimizden ortaya çıkar. Şu halde iş yapan her el, Hak ile muktedir olması cihetinden Hakkın elidir. *** Bilinmelidir ki: El-Kâdir isminin bir takım eserleri vardır ki, Hak bu eserleri “Kün/Ol” diye hitap ederken mümkünlere varlık vermesinde gizlemiştir. Bu söz üzerine mümkün, ilâhî iktidardan tekvine süratle icâbet etmiştir. Böylelikle emre bağlanmak ilk yaratılışında kendisinden olmuş ve ondan ortaya çıkmıştır. Bu, itaatin ruhudur. Böylece itaat, mümkün için “zâtî” özellik olmuştur. İtaat, asıldır, günah ise, mümküne ârız bir şeydir. Nitekim rahmet ve gazap da ilâhî nispetlerden iki niteliktir, fakat öncelik rahmete aittir. Devrî harekette son, başlangıca dönmektir. Aynı şekilde, sonda olan baştakinin hükmüne sahiptir, çünkü varlığın hareketi devrîdir. Binaenaleyh öncelik rahmete ait olduğuna göre, aynı şekilde bitişin de rahmete varması gerekir. Çünkü arızî olan, hiçbir zaman asıl'a karşı duramaz. Nasıl böyle bir şey olabilsin ki? Kulun doğumunun itaati, aslın üzerinde bir ilavedir. Nitekim Allah'a tercüman olan (sav.) bunu şöyle bildirmiştir: “Bütün çocuklar fıtrat üzerinde doğar.” Fıtrat, Allah'ı kulluk ile ikrâr etmektir. Böylece, doğan çocuk için nûrunun üzerinde bir nûr daha meydana gelmiştir. Şu halde hangi günah, bu iki nûra denk olabilir ki? *** İktidar işin ruhu ve sırrı olduğuna göre, söz zuhûr etmiş ve iktidar onda gizlenmiştir. Bu nedenle mümkün, Hakkın kendisini sâbitlik hazinesinden varlık mertebesine/hazret çıkartmakla Hakkın kendi üzerindeki iktidarına muttali olamamış, sudurunu görmesi de mümkün olamamıştır; bunun nedeni, mümkünün iktidarı kabul edici olmasıdır, böylece iktidar mümkünde ancak mümkün (: hariçte) var olduktan sonra zuhûr etmiştir. Bu nedenle ehl-i ilim, mümkünün herhangi bir iktidara sahip olmadığı görüşüne varmışlardır. Sonra Hak (cc.), mümkünün emre bağlanma zilletiyle vasıflanması için emir sıfatını “kavil”de izhâr etmiştir; bu imtisâl, ilâhî rahmet nazarlarını ve tasarrufların onun adına zuhûr etmesine neden olur. Ondaki melek ve şeytan, yaratılışının ve meydana getirilişinin aslına yerleştirilmiş emre bağlanmadır/imtisâl. *** Bilinmelidir ki: Kudretin konusu sadece makdûrdur, şu halde, makdûrdan başka bir şeye karşı kudretin bulunmayışı, “acizlik” diye isimlendirilemez. Çünkü acizlik, makdûr mesabesindeki bir şeyden kudretin yoksunluğudur. Şâyet ortada makdûr bulunmuyorsa, bu durumda kudret neye ilişebilir ki? Bu, zevke ait bir sırdır ki, kudretin sırlarından birisine işâret etmektedir.
Kaynak: Sadreddin Konevî, Şerhu Esmâillahi'l-Hüsnâ — Ekrem Demirli tercümesi (İz Yayıncılık) Orijinal Metin →

Yıldızname & analiz

Ana rehber ve birkaç tamamlayıcı sayfa — fal değil; usul ve ihtiyat.

Ana rehber: Yıldızname nedir?

Rehberler: Kişisel yıllık yıldızname · Ebced eğitimi · Örnek yıldızname · Araçlar: Analiz başlat · Yıllık harita · Yıldız düşüklüğü testi

İlgili: Bağımlılıktan Kurtulmak İçin Esmaül Hüsna · Nefsi Yenmek İçin Esmaül Hüsna · Esmaül Hüsna Zikir Sayıları ve Günleri PDF