4.532 analiz yapıldı
Şu an 20 kişi analiz alıyor
Esma-i Hüsna #06
الْمُؤْمِنُ

el-Mü'min

Güven veren; iman bahşeden

Gaybı ancak Allah bilir. Bu site ve raporlar, kadim harf geleneklerine dayalı mizaç ve eğilim okumasıdır; kesin gelecek hükmü, fal veya kader iddiası değildir. Asıl rehber: istişare, istihare ve hayırlı ameldir.

Ayet-i Kerime

"Mü'min, Müheymin… (Haşr 59/23)"

Hikmet Notu

Güven ve emniyet arayışında tevekkül öne çıkar.

Manevi Fazileti

el-Mü'min isminin zikri, kalbe sarsılmaz bir iman ve ruhlara derin bir güven aşılar. Bu isim, kulun "emanette" olduğunu, Allah’ın vaadinden dönmeyeceğini ve kendisine sığınanları asla yarı yolda bırakmayacağını hatırlatır. Gece karanlığından, yalnızlıktan veya gelecek belirsizliğinden daralan gönüller için "Mü'min" ismi, manevi bir fenerdir. Bu zikirle meşgul olan, etrafına da güven ve huzur veren bir "emin" şahsiyet kazanır.

Zikir Adabı

Gelenekte 136 tekrar veya her gün düzenli olarak edeple anılması tavsiye edilir. "İmanımı ve emanetimi koru" niyetiyle, her harfinin ruhu kuşattığı hissedilerek okunur.

Âlimlerin Dilinden

Gazzâlî hazretleri, bu ismin kuldaki tecellisini "insanların onun elinden ve dilinden emin olması" şeklinde tarif eder. Konevî'ye göre ise Mü'min ismi, kalbin İlahi nurları kabul etme istidadıdır. Osmanlı mizaç okumalarında, bu isim "evhamlı" (takıntılı) mizaçlara şifa olarak önerilmiştir. Ayet: "O, Mü'min'dir, Müheymin'dir." (Haşr 59/23)

el-Mü'min — Sadreddin Konevî şerhi

el-Mümin el-Mümin, kullarının tasdik ettikleri şeye inanan ve ahdini yerine getirdiklerinde onlara emân veren demektir. Bu kelime, emân kelimesinden türetilmiştir. Bunun Allah ile ilgili anlamı, O'nun kendi nefsine dair tasdikidir. Bu da, Hakkın kendisinin sadık olduğunu, bunun yanı sıra kullarının doğruluklarını da bilmesidir. Bu ismin hükümlerinin mahalli, ilâhî haberlerdir. Bu ise, ya peygamberler lisanıyla işitilen vahiy yoluyla veya sürekli huzûr ve murakabe sayesinde Allah ehli için gerçekleşen ilham ve keşif yoluyla olabilir; söz konusu huzûr ve murakabenin yanı sıra onlar, bakışlarını haber konularına ve kaynaklarına teksif ederler, herhangi birisinin -söyleyen kim olursa olsunlisanı üzere gelen bir vâridi ve bu vâridin varlık mertebelerindeki yerini bilirler, böylelikle her vâridi varlıktaki mertebesine yerleştirip, onu aşmazlar. *** Büyüklerden bazıları, bu makâmda zorlanmışlar ve bu durum onlara meşakkatli gelmiştir. Çünkü onlar, söyleyene bakmazlar, onların bakışları, daima bunu söyleten kimseye yönelmiştir ki, hiç kuşkusuz söyleten de, her şeyi konuşturan Allah'tır.[36] Böylelikle bu kimseler ilham veya keşfi, ehline ulaştırmak için Allah'tan almış oldukları bir emânet diye görürler. Bunun ardından bu kişilere, ilham ile neyin kast edildiğini ve mertebesinin neresi olduğu belirtilir; böylece, emâneti ehline ulaştıranlardan olmak için, onu kendi mertebesine yerleştirip, mahalline ulaştırırlar. Bu özelliğe sahip bir kimse, gelen vâridden bî-haberdir ve emniyet içinde onun taşıyıcısıdır ve emânetçi ücretini alır. Bu hakikatleri işiten perdeli kimselerin pek çoğu, kast edilen anlamın dışında bir anlam ile onları alıp, ardından kendi mertebelerinden başka yerlere koyarlar; söz konusu mertebe ise, arada bir münasebet bulunmadığı için, hakikatleri kabul etmez. Kuşkusuz ki, dinleyenin cehaleti dolayısıyla, bu hakikatler ile kast edilen mânâlar arasında bir engel meydana gelmiş, bunun neticesinde ise, onlardan emân özelliği kaybolmuştur. Böylece hakikatler, zayi olur ve zayi etmenin günahı nakıs dinleyiciye döndüğü gibi, emânın ücreti de kâmile döner; çünkü mükâfat, zorunludur. Binaenaleyh muhakkik, bu gibi mühim şeyleri dinlerken yorgunluğu artar. Perdeli-dinleyici, genellikle kendisini konuşturanı ve söylediği şeyi müşâhede etmekten bî-haber olduğu için rahat bir vaziyettedir; buna karşın ârif-dinleyici, yorgundur. *** Ehl-i Hak'tan bazıları ise, dinlerken Hakkı vekîl edinirler, böylece Hak bilgisiyle o şeyi kendi mertebesine yerleştirsin diye, dinlerken kendisine gelecek her şeyin durumunu Hakka havale ederler. Bu nedenle de, söz konusu ârife bunları işitmek pek kolay gelir. Kâmil dinleyici ise, emâneti eda ettiği için, emân sahibidir, binaenaleyh o, mümindir; Allah da elMümin'dir: mümin ise, müminin aynasıdır. ***
Kaynak: Sadreddin Konevî, Şerhu Esmâillahi'l-Hüsnâ — Ekrem Demirli tercümesi (İz Yayıncılık) Orijinal Metin →

Yıldızname & analiz

Ana rehber ve birkaç tamamlayıcı sayfa — fal değil; usul ve ihtiyat.

Ana rehber: Yıldızname nedir?

Rehberler: Kişisel yıllık yıldızname · Ebced eğitimi · Örnek yıldızname · Araçlar: Analiz başlat · Yıllık harita · Yıldız düşüklüğü testi

İlgili: Bağımlılıktan Kurtulmak İçin Esmaül Hüsna · Nefsi Yenmek İçin Esmaül Hüsna · Esmaül Hüsna Zikir Sayıları ve Günleri PDF