Âlimler, Hakîm isminin "bilgi" ile "uygulama" arasındaki o mükemmel uyum olduğunu söylerler. Konevî hazretleri, bu ismin tecellisinin "varlığın nizamındaki her bir halkayı doğru yerine oturtmak" olduğunu belirtir. Osmanlı irfanında bu isim, "aceleci ve fevri" mizaçları dizginlemek için önerilirdi. Ayet: "O, Azîz'dir (üstündür), Hakîm'dir (hikmet sahibidir)." (İbrahim 14/4)
el-Hakîm — Sadreddin Konevî şerhi
el-Hakîm el-Hakîm, her şeyi menziline indiren ve yerli yerine yerleştiren demektir. *** Bilinmelidir ki: Hikmet, ilimden daha özeldir, çünkü ilim hikmetin düzenlediği tarzıyla malûma ilişir. Binaenaleyh her hikmet sahibi alimdir; buna karşın her alim hakîm değildir. Hikmet, muhakkike göre, rütbe olarak ilimden daha üstündür. Bu nedenle Hak Teâlâ, kendisine bolca verdiği nübüvvet ve kitap ilminin yanı sıra, hikmet ile ve kitabı ayırt etmekle[81] Davud (as.) peygambere ikrâmda bulunmuştur. Faslü'l-hitap, anlayış sahibi için gereken yerde veciz söylemektir. Nice yer vardır ki, dinleyenin anlaması için kelâmın tekrarlanması gerekir. Bu nedenle Hz. Peygamber, en düşük derecede bulunan insanı gözetmek için, konuştuğunda sözlerini üç defa tekrarlardı. Binaenaleyh, bir yerde veciz konuşmayı gerektiren hikmet, aynı şekilde başka bir yerde tekrarlamayı ve çokça söylemeyi gerektirebilir. Hakim, bir şeyin şöyle olmasına hükmeder; mertebeler ise, özellikleriyle hükmü kendilikleriyle gerektirirler. Böylelikle, o şeye dair hüküm mertebelere ait olduğu gibi, mertebeler hakkındaki hüküm de o şeye ait olur; neticede iş/emir, kendisinden yine kendisine döner. *** Ehlullah'tan bazıları, tertip sırrını keşfederler ve bu onları korkuya ve hayrete sevk eder. Bazıları ise, sadece hükmü varlıkta gerçekleştikten sonra bunu öğrenirler, böylece onlar, maslahatlarını bilmediklerini itiraf ederler. Ârifin himmet kuşunun varabildiği son nokta, cehaletiyle şunu öğrenmesidir: Varlıkta zâhir ve vaki her şey, ilâhî hikmetin kabzasındadır ve o, el-Hakîm ve elKâdir 'in mertebesinden sadır olmaktadır. İşte bu bilgi, kişiyi sürekli ferahlatmak ve hoşnut etmenin yanı sıra, nimetleri hızlandıran âmildir. Tevekkül ve işleri Hakka havale etme de, buna dayanır; gayenin zail olmasıyla zorlama ve gazap da kişiden gider. Çünkü cehalet ve niza, maksada uygun olmayan şeylerde ortaya çıkar. Müşâhede sahibinin ise, hiçbir şey maksadıyla çelişmez; onun gayesi, el-Hakîm'in sırlarını mütalaa etmede silinmiştir. ***
Kaynak: Sadreddin Konevî, Şerhu Esmâillahi'l-Hüsnâ — Ekrem Demirli tercümesi (İz Yayıncılık)
Orijinal Metin →