Gazzâlî hazretleri, Hakem isminin tecellisinin "insanın kendi duygu ve düşünceleri arasında adaleti sağlaması" olduğunu söyler. Âlimler, bu ismin Allah’ın mutlak hakimiyetini ve hikmetini temsil ettiğini belirtirler. Osmanlı hukuk sisteminde, kadılar ve hakimler bu ismi bir vird gibi kullanırlardı. Ayet: "Allah, hüküm verenlerin en hayırlısı değil midir?" (Tîn 95/8)
el-Hakem — Sadreddin Konevî şerhi
el-Hakem el-Hakem, kullarını haksızlık yapmaktan men etmek için, indirmiş olduğu meşru hükümlerle hüküm veren demektir. Binaenaleyh O, vaadinde herhangi bir kuşku olmayan ve fiilinde hiçbir eksikliğin bulunmadığı elHakem'dir. *** Bilinmelidir ki: Bu isim bir açıdan el-Alim ismine benzemektedir. Şöyle ki: Hüküm vermenin şartı, lehinde veya aleyhinde hüküm verileni değil, hükmü bilmektir. Bu nedenle de, tanıklık ve ikrâr lafzıyla hüküm vermek şarttır; bununla beraber, ikrâr yalan, şâhitlik de görmeden yapılmış olabilir. Aynı şekilde, ilim malûmda bir şekilde müessir olmadığı gibi, hüküm de mahkum-ı aleyh'te (: hakkında hüküm verilen) herhangi bir şekilde müessir değildir; aksine, malûm alimi alim yaptığı gibi, hakkında hüküm verilen şey de hüküm sahibini hakim yapar, çünkü ilim malûma tabidir. Bu isim, başka bir açıdan el-Alim isminden farklıdır. Şöyle ki: İlim malûma tâbi olduğu halde, hüküm lehinde veya aleyhinde hüküm verilen şeye tâbi değildir. Bunun yerine hüküm, hüküm şartına tabidir. Hüküm şartı ise, ya şâhittir veya ikrârdır. Bunun yanı sıra hüküm sahibi zannı galibine göre hüküm verir. Şâyet bu hüküm, isabetli olmasa bile, şeriat açısından kötülenmez ve hüküm diye isimlendirilir. Halbuki ilim böyle değildir: alim, malûmu tam olarak bilmeden alim diye isimlendirilemez. Binaenaleyh hakkında hüküm verilen şey, hüküm sahibinin kendisi hakkında bir hüküm vermesini temin eder. Buna göre bu hüküm, onun hakkında verilmiş bir hükümdür; çünkü hüküm veren, hakkında hüküm verilen sayesinde hüküm vermiştir. İşte bu, kader sırrındandır, çünkü Allah Teâlâ eşya hakkında sadece eşya ile ve onların özelliklerinin ve kâbiliyetlerinin ve istidatlarının gerektirdiği şey ile hüküm vermiştir. Şu halde eşyaya hariçten gelen şey, kendilerine dönen amelleridir. ***
Kaynak: Sadreddin Konevî, Şerhu Esmâillahi'l-Hüsnâ — Ekrem Demirli tercümesi (İz Yayıncılık)
Orijinal Metin →