Âlimler, Basîr isminin "görmek"ten öte "idrak etmek" manasına da geldiğini belirtirler. İbrahim Hakkı hazretleri, bu zikrin mizaçtaki "gaflet" ve "düşüncesizlik" hallerini giderip, yerine derin bir dikkat ve feraset vereceğini söyler. Ayet: "Allah, kullarını hakkıyla görendir (Basîr)." (Fâtır 35/31)
el-Basîr — Sadreddin Konevî şerhi
el-Basîr el-Basîr, kullarının işlerini gören demektir. El-Basîr, kendi zâtının sıfatlarını kendi dışında olmaksızın gören kimsedir. *** Bilinmelidir ki: Bu mertebenin eserlerinden istimdat eden kişinin üç mertebesi vardır: Bu kişi, ya Allah'ı görürcesine O'na ibâdet eder; ya da, Hakkın her şeyi gördüğünü bildiği için Allah'a ibâdet eder. Birinci ibâdet, teşbihe, ikinci ibâdet ise tenzîhe yakındır. Üçüncü mertebe ise, bunlardan daha üstündür. Bu da, tahkik sahibi kâmildir. O, Hakka Hak ile ibâdet eder; teşbihi söyler, tenzîhi müşâhede eder, tenzîhi söyler ve teşbihi müşâhede eder. Bu kâmil, Hakka imân edenlerden birisi değildir; çünkü mümin, haber veren'in (: peygamber) sözü vasıtasıyla mümin olması cihetinden perdeli kimsedir. Mükâşif ise, müşâhede sahibidir; o, haber verenin doğruluğunu müşâhede gözüyle görür. *** Bu makâm sahibinin iki gözü vardır: Bunlardan birisi (: baş gözü anlamındaki) basar, diğeri ise, basîret gözüdür. Her iki göz ârife göre terazinin iki kefesi mesabesindedir; bazen bunlardan birisi yükselir, bazen ise diğeri. Bunun nedeni, kâmil ârifin mertebeleri ve mertebelerin gerektirdiği hükümleri bilmesidir. Böylece ârif, hiçbir zaman bu mertebeleri aşmaz. Binaenaleyh kâmil ârif, bir yerde insanlara merhamet eder ve onlara acır; Allah'ın bir hükmünün yerine getirilme vakti geldiğinde ise, insanlara acıma ortadan kalkar ve hükmü yerine getirir. Bunun nedeni, kâmilin ilâhî rahmetin genişliği ve kullarına acımak sıfatıyla tahakkuk etmiş olmasıdır, bununla beraber hadleri yerine getirir ve onları yerine getirmeyi emreder. Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: “Allah'ın dinini uygulamada onlara acıyacağınız tutmasın.”[61] Böylece Hak, bazı insanlara azap etmiş ve hikmetinin gereğine göre çeşitli azaplarla onları yok etmiştir. Basîret sahibinin ise, daima şeriat mizânı elinde bulunur; gerçekleşmesinden önce fiillerini ve sözlerini bu mizân ile tartar. Bu fiil ve sözlerin sââdete ulaştıracaklarını anlarsa, onları işler; aksi halde işlemekten geri durur ve nefsini bu gibi fiillerden alı koyar. *** Allah Teâlâ, insan için iki göz yarattığını bildirdiği gibi, kendisinin de gözleri olduğunu bildirmiştir. Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: “Rabbinin hükmüne karşı sabırlı ol! Çünkü sen bizim gözlerimizin önündesin.”[62] Hak, kullarının gözleridir, çünkü onlar farkında olmasalar bile, sadece Hak sayesinde görebilirler; sadece Allah'ın ibâdet nûruyla gözünü açtığı kimse Allah ile gördüğünü bilip, bunu müşâhede edebilir. Bu müşâhedenin ehli olan bazı insanlar, gözlerini kapatmaktan kaçınırlar. Bunun nedeni bu davranışta idrâkte bir eksiklik görmeleridir. Bazı insanlar ise, azâmet nûrlarının ışınlarında kendilerini yitirirler. Onların varlıklarının yazısı, takyit Levhasından silinir; bunun nedeni, müşâhede deryasının coşkunluğunda boğulmuş olmalarıdır.
Kaynak: Sadreddin Konevî, Şerhu Esmâillahi'l-Hüsnâ — Ekrem Demirli tercümesi (İz Yayıncılık)
Orijinal Metin →