İmam Gazzâlî, Fettâh isminin tecellisini "kalp gözünün açılması" ve "ilim perdelerinin kalkması" olarak açıklar. Konevî hazretleri, bu ismin "rahmetin anahtarı" olduğunu belirtir. Osmanlı mizaç okumalarında, bu isim "karamsar ve içine kapanık" tabiatlara bir "inşirah" (ferahlık) olarak önerilirdi. Ayet: "O, Fettâh'tır (kapıları açan), Alîm'dir (her şeyi bilen)." (Sebe' 34/26)
el-Fettâh — Sadreddin Konevî şerhi
el-Fettâh el-Fettâh, nimet ve azap kapılarını açan demektir. Hüküm sâhibi anlamındaki hakime de, fatih ve fettâh denilir. Çünkü o, verdiği hüküm ile iki hasım arasında kapalı meseleyi açıklığa kavuşturmaktadır. Hak, kıyâmet gününde kulları arasında hüküm verendir ve O, kullarının yaşama sebepleriyle ilgili kapalı işlerini açandır. Böylece Hak, fakiri zenginleştirir, sıkıntıyı giderir, dertliyi ferahlatır. Dolayısıyla Hak, müminlerin kalplerine mârifet nûrlarını, günahkarların üzerine ise, mağfiret kapılarını açar. Hakkın inâyetiyle, bütün kapalı şeyler açılır; hidâyetiyle her müşkül iş çözümlenir. *** Bilinmelidir ki: Bu ismin hükümlerine ait fetihlerin üç derecesi vardır: Bunların ilki, isimlerin ilmidir. Bu ilim, Hz. Âdem'in tahsis edildiği ilimdir.[52] İkincisi ise, zevklerin ilmidir. Bu, velilere mahsus ilimdir. Üçüncüsü ise, Hz. Peygamber 'e (sav.) verilmiş cevamiü'l-kelimdir. Bununla Hz. Peygamber, ilâhî sırların ve ilimlerin derecelerini açmıştır. Nitekim Hz. Âdem vasıtasıyla da beşerî derecelerin mertebeleri açılmıştır. Buna göre, perdeli mazhârların isimlerinin ilmini ve dillerin farklılıklarını idrâk Hz. Âdem'e; isimlendirilen şeylerin hakîkatlerini ve ilâhî sırların nûrlarını müşâhedenin ilmi de, Hz. Muhammed'e mahsustur. Hz. Âdem ve Hz. Peygamber 'e ait bu iki mertebenin ortasında ise, hal ve zevk ilimleri bulunmaktadır. Bu ilimlere, tarikat ehli tahsis edilmiştir. Bu insanların ilimlerinin nihâyeti yoktur, bunun nedeni ilimlerinin konularının nihâyetinin olmayışıdır. *** Bu zevk ve hal ilimlerinden birisi, kulun hallerin ilâhî hikmete uygun başkalaştığını görmesidir. Kulun ihtiyaç halinde Allah'a tevekkül etmesi, sıkıntı çekmeyişi; Allah'ın koruması sayesindeki iç huzûrunun bir sebep sayesindeki huzûrundan daha büyük olması da, söz konusu hal ve zevk ilimleri arasındadır. Bu huzûrun daha büyük olmasının nedeni, kulun ilâhî vaadin doğruluğunu ve ilâhî korumanın afetlerin ulaşmasını engelleyeceğini bilmesidir. Halbuki, kulun bel bağladığı vasıtalar, kendisine afetlerin ulaşmasına engel olamayabilir. Binaenaleyh, Hakkın bu müşâhede kapısının açılmasını tahsis ettiği kimse, elem ve afetini gideren bir sebebe bağlanan kimseden daha yetkin zevk sâhibi ve daha dingindir. İşte bu, iki derece arasındaki berzâhın açılması ilmindendir. *** Bunlardan birisi de, Hakka Hak ile muhtaçlık ilminin açılmasıdır. Bu, şöyle gerçekleşir: Hak, kulunu isimlerin sırlarına muttali kılar, bunun neticesinde kul, şunu görür: İsimlerin varlıklarda tesire muhtaç olmaları, eserin varlıklarda zuhûr etmesine muhtaç olmalarından daha büyüktür. Çünkü, eserlerinin zuhûrunda isimler, kibriya, sultan, izzet ve mecd sahibidirler. Mümkün ise, böyle değildir, mümkün, eseri kabul etmede çok önemli bir tehlike üzerinde bulunmaktadır.
Kaynak: Sadreddin Konevî, Şerhu Esmâillahi'l-Hüsnâ — Ekrem Demirli tercümesi (İz Yayıncılık)
Orijinal Metin →