4.531 analiz yapıldı
Şu an 19 kişi analiz alıyor
Esma-i Hüsna #09
الْجَبَّارُ

el-Cebbâr

Dilediğini zorla yaptıran; kırıkları saran

Gaybı ancak Allah bilir. Bu site ve raporlar, kadim harf geleneklerine dayalı mizaç ve eğilim okumasıdır; kesin gelecek hükmü, fal veya kader iddiası değildir. Asıl rehber: istişare, istihare ve hayırlı ameldir.

Ayet-i Kerime

"Cebbâr, Mütekebbir… (Haşr 59/23)"

Hikmet Notu

Kırık gönülleri saran rahmet yönüyle anılır.

Manevi Fazileti

el-Cebbâr isminin zikri, iki büyük sırrı barındırır: Hem mutlak bir kudretle dilediğini yaptıran azamet, hem de kırılan kalpleri, dökülen umutları "cebredip" (onarıp) tamir eden sonsuz rahmet. Kırık dökük bir hayat yaşayanlar, haksızlığa uğrayanlar veya iradesi zayıf kalanlar için bu isim, hem bir adalet sığınağı hem de manevi bir "şifacıdır". Bu zikirle, Allah kulun eksiklerini tamamlar ve yaralarını sarar.

Zikir Adabı

Gelenekte 206 tekrar veya seher vakitlerinde "Ya Cebbâr" diyerek dertlerin onarılması niyetiyle çekilir. Azametinden korkarak değil, merhametle onarmasına sığınarak okunur.

Âlimlerin Dilinden

Âlimler "Cebbâr" isminin "kırığı sarıp iyileştiren" (cebir) manasına vurgu yaparlar. Gazzâlî, bu ismin kulda "kendi nefsini zorlayarak doğru yola iletme" şeklinde tecelli etmesi gerektiğini söyler. Osmanlı hekimleri, bu ismi ruhsal çöküntü yaşayanlara manevi bir dayanak olarak önermişlerdir. Ayet: "O Cebbâr'dır, Mütekebbir'dir." (Haşr 59/23)

el-Cebbâr — Sadreddin Konevî şerhi

el-Cebbâr el-Cebbâr, kullarını ihtiyar ve zorunlulukta zorlayan kimse demektir, çünkü onlar, O'nun egemenliğinde bulunmaktadırlar. Cebr, zorlamak anlamında olabileceği gibi, işleri ıslah etmek anlamında da olabilir; ya da cebr, azmetmek anlamında da olabilir. Binaenaleyh el-Cebbâr, eşyayı bir vasıta olmaksızın ıslah eden; ihtiyacı olmaksızın itaati emreden kimsedir. Herhangi bir vehim onun katına yükselemez ve hiçbir idrâk zâtının sırlarına muttali olamaz. *** Bilinmelidir ki: Cebir iki türlüdür: doğrudan ve dolaylı cebir. Buna göre doğrudan cebir, bütün nefisler üzerine hükümran olan azâmet özelliğiyle bezenmektir. Bu cebrin iki yönü vardır: Birisi, gayb hüviyetine ve gerçek mutlaklığa dönüktür ki bu, azâmet diye isimlendirilir. Diğeri ise, halka dönük vecihtir ki, o da ulûhet diye isimlendirilir. Azâmet, hüviyet ile Ulûhiyet arasında bir berzâhtır. Ulûhiyet ise, azâmet ve yaratıklar arasında berzâhtır. Binaenaleyh Ulûhiyet, ikinci ceberûtta bulunur. Buna göre Ulûhiyet, zâtıyla halka mukabil olduğu gibi, aynı zamanda zât'a da mukabildir, bu nedenle de, tecellîlerde başkalaşma özelliğine sahiptir. Şu halde Ulûhiyet, halk ile Hak arasında bir berzâhtır. Her hangi bir kimsenin Zât hakkında bilgi sahibi olması, ancak Ulûhiyet'in ardından söz konusu olabilir; Zât da, Ulûhiyet vasıtasıyla hükümrandır. *** Dolaylı cebir ise, yaratıkların yaratıklardaki cebridir, bu, bazen övülen, bazen ise, zemmedilen cebirdir. Övülen cebir, ihsan cebridir. İhsan ile bir şeye zorlanan kimse, ya tamahkardır ya da utangaçtır. Tamahkar, hakkı olmadığı halde kendiliğinden gelen ikrâmı gördüğünde, bu durum, onun daha tamahkar olmasına neden olur. Böylece ihsan, ikrâma tam bir karşılık olabilmesi için tamahkarı ihsan sahibine karşı olabildiğince itaatkar yapar. Çünkü nefislerin yaratılış özelliğinin gereği olarak, insan minneti sevmez. Binaenaleyh söz konusu insan, farkında olmadığı bir cebirden etkilenmiştir. Bu bağlamda utangaç kişiyi de şöyle değerlendirebiliriz: Hayası bu kişiyi, kendisinden istediği şeyi yerine getirme ve onu kâbul etmede ihsan sahibine itirazdan alı koyar. Bu da, minnetin ortadan kalkması için, ihsanın karşılığıdır ki, bu da nefislerin özelliklerinden birisidir. *** Kötülenen cebir ise, baskın ve egemen olmak yoluyla meydana gelen cebirdir. Bunun sahibi, ehliyet ve hak sahibi olmayışı nedeniyle, Allah katında cezaya maruz kalır. Zorlanan kişi böyle bir cebri görünürde kabul etmiş olsa bile, bunun nedeni o kişinin zayıflığı ve karşı koymaya gücünün olmayışıdır. Çünkü insan, böyle bir zorlamayı hiçbir zaman gönlüyle kabul etmez, şu halde bu cebrin sadece ve sadece görünürde bir tesiri olabilir. İhsan sahibinin cebri ise, bundan farklıdır. Çünkü ihsan sahibinin cebrinin hem dışta ve hem de içte tesiri vardır.
Kaynak: Sadreddin Konevî, Şerhu Esmâillahi'l-Hüsnâ — Ekrem Demirli tercümesi (İz Yayıncılık) Orijinal Metin →

Yıldızname & analiz

Ana rehber ve birkaç tamamlayıcı sayfa — fal değil; usul ve ihtiyat.

Ana rehber: Yıldızname nedir?

Rehberler: Kişisel yıllık yıldızname · Ebced eğitimi · Örnek yıldızname · Araçlar: Analiz başlat · Yıllık harita · Yıldız düşüklüğü testi

İlgili: Bağımlılıktan Kurtulmak İçin Esmaül Hüsna · Nefsi Yenmek İçin Esmaül Hüsna · Esmaül Hüsna Zikir Sayıları ve Günleri PDF