İbnü'l-Arabî, Azîz isminin "nadir bulunan, kıymetli olan" sırrına da işaret eder. Yani bu isimle zikreden kulun manevi değeri ve farkındalığı artar. Erzurumlu İbrahim Hakkı, bu ismin "zayıf ve pısırık" mizaçlara cesaret ve vakar vereceğini ifade eder. Ayet: "İzzet Allah’ın, Resûlü’nün ve müminlerindir." (Münâfikûn 63/8)
el-Azîz — Sadreddin Konevî şerhi
el-Azîz el-Azîz, yenilemeyen ve aciz bırakılamayan galip demektir; ayrıca o, dengi bulunmayan künhü bilinmeyen, daima ihtiyaç duyulan, kendisine ulaşmanın pek zor olduğu kimsedir. Hatta O'na sadece kendisiyle ulaşmak mümkündür. Binaenaleyh Hakkın izzetini ve sultanını mülahaza eden kimsenin gözünde yaratıklar küçülür ve başkasının egemenliği onun üzerinde işlemez. Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: “İzzet, Allah'a, peygamberine ve müminlere aittir.”[41] Buna göre izzet, Allah'a özü gereği, peygamberine Allah vasıtasıyla, müminlere ise, Allah ve peygamberi sayesinde aittir. Âyette müminlerin zikredilmesinde genelliğin kokusu bulunmaktadır. “Bâtıla imân eden ve Allah'ı inkar edenler...”[42] Bu âyette de, izzetin yaygınlığına işâret vardır. Çünkü men', izzetin özelliklerinden birisidir. Buna göre, izzet sayesinde mümin kendisini küfre çağıran muhalif davetçinin etkisinden uzak kaldığı gibi, kafir de izzet sayesinde kendisini imânâ davet eden davetçinin tesirinden kurtulur. Binaenaleyh izzet, irâdeyi engelleyen bir kaledir. İrâde ise, hevadır, çünkü herhangi bir şeye uyan kimse gerçekte sadece hevanın hükmü ile ona uyar; şu var ki, “heva”, kuldan gerçekleşmesi şeriata göre çirkin sayılan şeylerin ismi olmuştur. *** Sülûk sahibinin bu makâma ulaştığının alâmetlerinden birisi, başkasının kendisinde hiçbir şekilde etkin olmamasıdır. Birisi şöyle diyebilir: “Ben Hak'tan daha izzetli değilim ki! Hak, kendisine dua edenlerin dualarına karşılık vereceğini 'Bana dua edenin duasına icâbet ederim'[43] âyetiyle bildirmiştir.” Bilinmelidir ki: Hak, kullarına dua etmelerini emretmiştir. Bir âyet-i kerimede şöyle buyurmuştur: “Bana dua ediniz ki, size icâbet edeyim.”[44] Hiç kuşkusuz Allah, kullarına kendilerine icâbet edeceğine dair irâdesi nedeniyle dua etmelerini emretmiştir, binaenaleyh Hakta sadece kendi irâdesi müessirdir. Her şeyin bu mertebeden payı ise, sadece vasıta olmaktan ibarettir; bu özellik ile her şey, yekdiğerinden farklılaşır. Buna göre, başka bir şeyin o şeyin aynısı olmasını engelleyen farklılaşma, o şeyin izzet diye isimlendirilen korusudur. ***
Kaynak: Sadreddin Konevî, Şerhu Esmâillahi'l-Hüsnâ — Ekrem Demirli tercümesi (İz Yayıncılık)
Orijinal Metin →