Gazzâlî hazretleri, Câmi‘ isminin tecellisini "insanın kendi içinde akıl, kalp ve nefis güçlerini bir nizamda birleştirmesi" olarak tarif eder. Âlimler, bu ismin "zıtları bir arada tutma" (cem'u’l-ezdâd) sırrına dikkat çekerler. Osmanlı irfanında, "kararsız ve parçalanmış" mizaçları toparlamak için önerilirdi. Ayet: "Rabbimiz! Şüphesiz sen, geleceğinde hiç şüphe olmayan bir günde insanları toplayacaksın (câmi‘)." (Âl-i İmrân 3/9)
el-Câmi' — Sadreddin Konevî şerhi
el-Câmi el-Câmi', varlığıyla bütün mevcutları kendinde toplayan demektir. O, âriflerin himmetlerini de kendilerine keşfettirdiği faziletleri üzerinde toplar. *** Bilinmelidir ki: Bu ismin sürekli toplama özelliği vardır; sahip olduğu yegane hüküm de toplamadır. Bu ismin hükmünün tezâhürü olarak, bütün var olanların mertebelerinin fertleri, Hakkın hamdini tespih üzere toplanmışlardır. Şâyet toplanmanın/cem' otoritesi olmasaydı, isim ve sıfatların hükümlerinin çokluğu zuhûr etmezdi. “Üç kişilik bir gurup yoktur ki, dördüncüsü o olmasın, beş kişi yoktur ki altıncısı o olmasın, ya da daha az veya fazla.”[110] Daha az, bir ve ikidir; fazla ise, sonsuza varıncaya kadar olan şeylerdir. Hak, beraberlik hükmüyle onların hepsiyle beraberdir. Şu halde “câmi”, çokluğun birliğinin ismidir. Şu halde, birde de bir “cem”in, “cem”de de bir birliğin bulunması gerekir. Cem', kevn mertebelerini ihâta ettiği için, vücûdun kendisidir. Kevn, başkasının gözünde tefrika halinde zuhûr etmiş olsa bile, cem'in ta kendisidir. Burada delîl, beraberlik ve hüviyetin sirâyet etmesi hükmüyle, medlulün aynıdır. Şu halde, her talep sahibinin matlubu, talebinin aynıdır. Çünkü kavmin/sufiler talebi, sadece gerçekleşen şeye yöneliktir. ***
Kaynak: Sadreddin Konevî, Şerhu Esmâillahi'l-Hüsnâ — Ekrem Demirli tercümesi (İz Yayıncılık)
Orijinal Metin →