Gazzâlî hazretleri, Dârr isminin "kötülüğü yaratan" manasına da geldiğini, ancak mutlak hayrın bu imtihanlarda saklı olduğunu belirtir. Âlimler, bu ismin kulda "kötülüklerden nefret etmek ve onlardan sakınmak" olarak tecelli etmesi gerektiğini söylerler. Osmanlı irfanında, "belaya karşı dayanıksız" mizaçları güçlendirmek için önerilirdi. Ayet: "Zarar da fayda da O’nun elindedir." (Yûnus 10/107)
ed-Dârr — Sadreddin Konevî şerhi
ed-Dârr ed-Darr, maksada uymayan şey ile zarar veren demektir. O, dilediği kimselere onları başarısız kılmakla zarar verir, dilediği kimseleri mahrumiyetle imtihan eder. *** Bilinmelidir ki: Bu ismin sırlarının bir inceliği vardır, bunun nedeni bu ismin hükmünün iki mertebeyi içermesi ve kul ile Hak arasındaki ortaklığıdır. Bu ortaklığın Hak ile kul arasında olmasının nedeni, diğer yaratıkların aksine, insanın niza edici olmasıdır. Bu nedenle Rablık iddiası, sadece insan türünden ortaya çıkmıştır. Bu ismin ilk zararı, bu tartışmacı türün kendi nefsinde bulduğu Rablık iddiası ve faillik rütbesidir. Şâyet fiili, kendisine izâfe etmekle ondan nefy ederse, bu durumda kendisini yokluğa ilhak etmekle kula zarar vermiş olur; şâyet fiili kendisi için ispat ederse, yine kendisine zarar vermiş olur. Bu, nispet hükümlerinin umûmîliğinden kaynaklanır. Çünkü nispetler, kadimlik ve hadislik ile Rab ile merbub arasındaki hükmü ayırt ederler. Bu nedenle Hak (cc.), “Âhiret/sonuncusu ise senin için dünyadan daha hayırlıdır”[113] buyurmuştur. Çünkü ilki, Amâ' mertebesidir; Amâ', Allah'ın var olduğu ve kendisiyle birlikte başka bir şeyin olmadığı mertebedir; “âhiret” diye ifade edilen mertebe ise, vücûd alanında kulun var oluşunun/kevn zuhûr etmesidir. Vücûd ise, insan için yokluktan daha hayırlıdır ve dolayısıyla âhiret onun adına daha hayırlıdır. Hakkın bu tartışmacıyı izhâr etmesinin nedeni, sadece gizli hazinenin/kenz-i mahfi zuhûr etmesidir. Bu ise, Hakkın bütün isim ve sıfatlarıyla kulun kâbiliyet aynasında zuhûr etmesidir ki, bu da faydanın ta kendisidir. Şu halde Hak, fayda verirken ed-Dârr 'dır. ***
Kaynak: Sadreddin Konevî, Şerhu Esmâillahi'l-Hüsnâ — Ekrem Demirli tercümesi (İz Yayıncılık)
Orijinal Metin →