Âlimler, Mâni‘ isminin hem "korumak" hem de "vermemek" manasına geldiğini, ancak her ikisinin de İlahi bir rahmet olduğunu belirtirler. Konevî hazretleri, bu ismin tecellisinin "varlığın dengesini korumak için bazı güçlerin sınırlandırılması" olduğunu söyler. Osmanlı irfanında, "hırslı ve dikbaşlı" mizaçları dizginlemek için önerilirdi. Ayet: "Eğer Allah sana bir darlık dokundurursa, onu O’ndan başka giderecek yoktur." (En’âm 6/17)
el-Mâni' — Sadreddin Konevî şerhi
el-Mâni', adaletin kendisini men ettiği ve ikrâmı ihsan olan kimse demektir. *** Bilinmelidir ki: Bu ismin hükmü, imkân mertebesinde bulunur. Çünkü men', istidat ve özelliğinin gerektirmediği şeyi kabul etmediği için mümkünün aynıdır. İlâhî mevhibe kapıları, açıktır ve cömert olanın feyzi süreklidir. Buna göre nimetlenen kimse, sadece kendi kâbiliyeti ve özelliğiyle elde ettiği nimetle nimetlenmiş; elem duyan ise, sadece kendi nefsini kınamalıdır. Bununla beraber Hak “Men ettiği şeyi ise artık gönderecek kimse yoktur”[112] âyetinde olduğu gibi kendisini “imsak/men” ile nitelemiştir. Bu da, hüküm cihetinden ikrâmın ta kendisidir. Binaenaleyh ikrâm sûretinde nice bela bulunduğu gibi, men sûretinde tezâhür etmiş nice nimet ve koruma da vardır. Çünkü Hak herhangi bir şeyi men ederse, bu sadece kulun muhtaçlığını izhâr etmesi içindir; bu ise, inâyet kapılarının anahtarıdır. Şu halde, men etmekle bu anahtarı kula vermiştir. Binaenaleyh, men etmesi bile ikrâm olan birisi, nasıl olur da “men” ile nitelenebilir ki? Buna göre, el-Mani' ismi, başkasını vermekle “men” hükmünü gerektirir. Buna örnek olarak beyaz bir mahaldeki beyazlığın varlığını verebiliriz. Hiç kuşkusuz ki bu varlık, ilâhî ikrâmdandır ve beyaz ikrâmının kendisi, kendisine zıt renkleri o mahalde bulunmaktan men eder. Binaenaleyh beyazın varlığı, vermede men' eden, men ederken verendir. ***
Kaynak: Sadreddin Konevî, Şerhu Esmâillahi'l-Hüsnâ — Ekrem Demirli tercümesi (İz Yayıncılık)
Orijinal Metin →