Konevî hazretleri, Kuddûs isminin tecellisiyle kulun "hayal" ve "vehim" kirlerinden kurtulacağını anlatır. Âlimler, bu ismin tecellisine mazhar olanların, ibadetlerinde daha titiz ve ahlaklarında daha nezih olacaklarını belirtirler. Ayet: "Göklerde ve yerdekilerin hepsi Melik, Kuddûs olan Allah’ı tesbih eder." (Cuma 62/1)
el-Kuddûs — Sadreddin Konevî şerhi
el-Kuddûs el-Kuddûs, nitelendiği her şeyden temiz ve nezih olan demektir. O, Ebrâr 'ın nefislerini günah kirlerinden temizlemiştir, kötüleri ise, alınlarından ve ayaklarından yakalamıştır. Her ikisi de, meseleyi gereği gibi düşünen ve anlayan kimse için, Hakkın kutsiyet ve nezihliğinin neticeleridir. *** Bilinmelidir ki: Tahâret ve nezihlik, iki mertebe arasında gidip gelir: Bunlar mutlaklık ve takyit mertebeleridir. Bunlar, her varlıkta hüküm sahibidir ve onların mazhârlarında zuhûr ederler. Müşâhede ehli, keşifteki derecelerine göre, bunların eserlerini görürler. Çünkü Ehlullah'tan bazıları, Hakkın hüviyetini mümkünlerin mazhârlarında görürler, böylelikle onlar, Hakkın varlığı ve mümkünlerin a'yânında zuhûruyla, mümkünlere ait mukaddesliği müşâhede ederler; ayrıca, mümkünlerin Hak sayesinde kendilerine mahsus ve onlara nispet edilen imkân ihtimallerinden, hadislik başkalaşmalarından, sınırlılık karanlıklarından münezzehliğini görürler. Onlar, işi kendisini kabul eden pek çok a'yânda her bir ayn üzerine tecelli edişiyle bir olarak görürler. Onların vücûdî ayn'ları başkalaşmaz, sadece bir kısmı başka bir kısım için zuhûr eder, buna karşın diğerlerinden gizlenirler. A'yânın birbirleri için zuhûr etmesi veya birbirlerinden gizlenmeleri, kendi kâbiliyet ve özelliklerine göre değişir. Buna göre her ayn, tecellîlerin şe'nlerini kabul etme ve özellikte başka bir ayn'ın özelliğinden farklıdır. *** Ehl-i keşf'ten bazıları ise, Hakkı mazhârın aynı olarak görürler. Onlar, mümkünlerin a'yânının hükümlerini de, Hakkın varlık aynasında zuhûr etmiş görürler; böylelikle bu müşâhedede mümkünlerin hükümlerinin Hakkın zâtında başkalaşmasından mukaddeslik Hakkın zâtına döner. Bunun neticesinde Hak, bu hükümlerin değişmesiyle zâtında herhangi bir değişiklik olmaktan münezzeh ve mukaddes olarak müşâhede edilir. Buna örnek olarak, farklı renklerdeki camlara aksettiğinde güneş ışığının herhangi bir renk almamasını verebiliriz, halbuki his, onu renklenmiş görür. Aynı şekilde, meleğin bazen insan sûretinde ve bazen de ufukları kaplayan bir tarzda görülmesi de böyledir. Bunun nedeni, idrâk edenin haline göre, meleğin sûretlerinin değişmesi veya onun sûretlerde çeşitlenmesidir; halbuki melek, meleklik halinde, başkalaşmaktan münezzehtir. ***
Kaynak: Sadreddin Konevî, Şerhu Esmâillahi'l-Hüsnâ — Ekrem Demirli tercümesi (İz Yayıncılık)
Orijinal Metin →