Gazzâlî hazretleri, Kebîr isminin kuldaki tecellisini "sadece İlahi marifeti (Allah’ı tanımayı) büyük görüp, diğer her şeyi onun yanında küçük bilmek" olarak tarif eder. Âlimler, bu ismin Allah’ın mutlak zatına işaret ettiğini söylerler. Osmanlı irfanında bu isim, "ayrıntı boğulan ve vizyonsuz" mizaçları genişletmek için kullanılırdı. Ayet: "Büyük olan (Kebîr), yüce olan O'dur." (Ra'd 13/9)
el-Kebîr — Sadreddin Konevî şerhi
el-Kebîr el-Kebîr, kibriya örtüsüyle idrâklerin kendisine ulaşmasından perdelenen demektir. Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: “Göklerde ve yerde büyüklenme O'na aittir.”[74] Bir kutsi hadiste ise, şöyle buyurmuştur: “Kibriya benim örtümdür.” *** Rida/örtü, başkasından gizlenen kimsenin perdesidir. Ayrıca Allah Teâlâ, “Beni göğüm ve yerim sığdıramadı, mümin kulumun kalbi sığdırdı” demiştir. Bir şeyin kalbi, o şeyin bâtını demektir. Buna göre kulun zâhiri, Hakkın üzerinde perdedir, binaenaleyh kul, Hakkın sûreti üzerinde yaratılmış olduğu için, Hakkın örtüsüdür. Yaratıkların sûreti Hakkın büyüklüğünün aynı ve O'nun zâtı ya da vechi üzerinde bir perde olduğuna göre, perde perdeleneni görebilir, fakat perde perdeleneni bâtın yüzüyle görür. Çünkü örtünün bir zâhiri ve bir de bâtını vardır, buna göre perde Hakkı bâtınıyla müşâhede eder. Bu bağlamda, birisi şöyle demiştir: “Rabbimi kalbimin gözü ile gördüm. Bunun üzerine: Sen kimsin?” Dedim. Dedi ki: -Sen! Perdenin zâhiri, değişmediği sürece, perdeleneni asla göremez; onun değişmesi de söz konusu değildir. *** Bu müşâhede sahibine göre, iki gurubun görüşü de doğrudur. Bunlar (: Hakkın âhirette) görülmesini kabul eden Eşarîler ile bunu inkâr eden Mutezile'dir. Ayrıca bu müşâhede sahibi bilir ki, âlemin zâhiri Hakkın ez-Zâhir isminden zâhirliğinin mazhârlarıdır. Binaenaleyh Hak, kuşatıcı tahkik sahibine göre, âlem cihetinden zâhir olandır. Âlem ise, özel bir cihet ile sınırlanmaksızın, Hak tarafından ihâta edilmiştir. “Her nereye yönelirseniz, Allah'ın vechi oradadır.” Çünkü O, her şeyi ihâta eder. Buna göre perde, âlemin zâhiri ile kulun bâtını arasında bir engeldir. Hak, perde bunun farkında olmasa bile, daima perdenin bâtını için zâhir, “kevn”den ibaret olan zâhiri için ise bâtındır. Buna göre, bu mertebede halkın bâtını Haktır; Hakkın zâhiri ise halktır; ilk mertebede bunun aksi geçerlidir. ***
Kaynak: Sadreddin Konevî, Şerhu Esmâillahi'l-Hüsnâ — Ekrem Demirli tercümesi (İz Yayıncılık)
Orijinal Metin →