Gazzâlî hazretleri, Âhir isminin tecellisini "dünyevi hırsları bitirip, kalbin en son ve tek amacının Allah olması" şeklinde açıklar. Âlimler, bu ismin "bekâ" (ebedilik) sıfatıyla ilişkisine dikkat çekerler. Osmanlı mizaç hekimleri, "ölüm korkusuyla kıvranan" tabiatlara bu ismin ebediyetini bir şifa olarak önerirlerdi. Ayet: "O Evvel'dir, Âhir'dir..." (Hadîd 57/3)
el-Âhir — Sadreddin Konevî şerhi
İkinci rütbeye gelince: Hak, el-Evvel olduğunda, insan el-Âhir olur, çünkü insan, vücûd mertebelerinin sonuncusunda bulunmaktadır. Ayrıca insan, âlemlerin işinin kendisine dönmesi itibariyle de el-Âhir 'dir, bu dönmenin nedeni, âlemlerin nizamının zuhûr etmesi ve insanın varlığıyla onların mamur olmasıdır; bu nedenle insanın âlemden ayrılıp, âhirete intikal etmesiyle dünya işleri bozulur ve iş âhiret diyarına intikal eder. Bunun nedeni, emrin maksadın bulunduğu yerde bulunmasıdır. Bu nedenle, yokluk/adem kendisine ulaşmasın diye korumak maksadıyla Hak insanı ardından ihâta etmiştir. Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: “Allah artlarından kendilerini ihâta eder.”[100] Hakkın insanları artlarından ihâta etmesi, Haktan sadır olması itibariyle, onun evvel olması ve gayede bulunmasıdır: “Varış ancak Rabbinedir.” Şu halde Hak, kulun önü olduğu gibi, aynı zamanda ardıdır. Şâyet durum böyle olmamış olsaydı, hiç kuşkusuz ki, insanın nihaî varışı yokluğa olacak ve böylece yokluk kendisini kuşatacaktı. *** Binaenaleyh Hak, daima, kul ile yokluk arasında bir engeldir. Vücûd devrî olduğu için, son başlangıcın aynı olmuştur. Kevn mertebelerinin varlıkları/a'yân, varlık mertebesinde seyahat edip dururlar; seyri sülûk sahibinin yüzü müşâhede menzillerinde daima el-Evvel'e, sırtı ise, el-Âhir ismine bakar. Bu nedenle âhiret diyarında nûrdan yoksun kalan kimselere “Ardınıza dönünüz ve nûr arayınız”[101] denilecektir. Çünkü Hak artlarındadır ve Hak nûrdur. Binaenaleyh şâyet bu insanların artlarına –ki bu, dünyadırdönmeleri mümkün olsaydı, bir nûr bulacaklardı, çünkü dünya hayatı, mârifet nûrlarının kazanılma yeridir. Fakat onlar ile dünya hayatı arasında engelleyici bir sur çekilmiştir. Bu nedenle, sonunda el-Evvel'e dönmeleri gerekir. ***
Kaynak: Sadreddin Konevî, Şerhu Esmâillahi'l-Hüsnâ — Ekrem Demirli tercümesi (İz Yayıncılık)
Orijinal Metin →