Sadreddin Konevî, Rahîm isminin "varlığın bekasını sağlayan sır" olduğunu ifade eder. Kelâm uleması, bu ismin ahirete bakan ve müminleri sevindiren yönünü vurgular. Erzurumlu İbrahim Hakkı, bu ismin zikriyle meşgul olanların, mizaçlarındaki sertlikten kurtulup "mülâyim" (yumuşak huylu) bir tabiata evrileceklerini belirtir. Ayet: "Müminlere karşı çok merhametlidir (Rahîm)." (Ahzâb 33/43)
er-Rahîm — Sadreddin Konevî şerhi
Er-Rahîm ise, kendisine vâcip kıldığı şekilde, özel mânevî kemâli kullarından itaat ve ibâdet edenlere verendir. Nitekim sahih bir duada şöyle denilmiştir: “Ey dünyanın Rahmânı, ey âhiretin Rahîm'i!” Binaenaleyh er-Rahmân muhtaç olanlara, er-Rahîm ise, iftihar ehline özgüdür. *** Bilinmelidir ki: Er-Rahmân, mübalağa kalıbındaki bir isim ile isimlendirilmiştir, bunun nedeni eserlerinin umûmîliği, bu eserlerin sirâyetinin yaygınlığı ve tasarruflarının alanının genişliğidir. Allah'ın rahmeti, iki kısma ayrılmıştır: Bunlardan birisi, vâcip rahmet ve diğeri ise, imtinânî rahmettir. Buna göre, imtinân rahmeti, er-Rahmân mertebesinden bir feyizdir, bu rahmet ile, zuhûr eden şeyler zuhûr etmiştir; yaratıkların korunması ve bulundukları hal üzere rızıkları da bu rahmete bağlıdır. Ayrıca, bu rahmet sayesinde şakilerin varacakları yer de âhirette rahmet olacaktır. Hakkın Rahmânlığının umûmîliği ve rahîmliğinin şümulünün neticesi, Nefes-i Rahmânî'nin var olanların mertebelerinin şahıslarının zâtlarında ve taayyün etmiş mümkünlerin fertlerine sirâyet etmesidir. Bu bağlamda, zuhûr eden şeylerde, genel anlamda sûreti itibariyle rahmetle çelişen gazap, elem gibi şeyler zuhûr ederse, bu, keşif ve tahkîk bilgisiyle varlık cihetinden rahmetin ta kendisidir. Çünkü gazâbı yaratıp, onu yokluktan varlığa çıkartması Hakkın gazâba rahmetinden kaynaklanır. Bunun yanı sıra, Hakkın kendisi gibi önce veya daha sonra gazap etmediği bir mertebede gazâbı izale etmesi de Hakkın kullarına rahmetinden kaynaklanır. Nitekim bir rivâyette böyle olduğu zikredilmiştir. Aynı şekilde, gazâbın yaratılması da, gazâba rahmetten kaynaklanır. Böylelikle, her şeyi içerdiği için, her şeyi kapsayan imtinânî rahmetin saltanatı umûmî olmuştur. Bu rahmet, er-Rahmân isminin saltanatının mahallidir. *** Bu rahmetin umûmîliğinin neticesi olarak Hakkın şakilere yönelik ihsanı da artmıştır. Her ne kadar onların varış yerleri “şakilik” diyarı olsa bile, rahmetin her şeye yayılmasının eserlerinin kendilerinde hallerine yaraşır tarzda sâbitleşmiş olması nedeniyle, onlar da azabtan tat alacaklardır. Çünkü ihsanın zuhûru, sadece asilerde ve suçlularda büyük olabilir; bu noktada muhsinler bahsin dışındadırlar. Rahmetin bu umûmîliği nedeniyle Hak, günahkar olmalarına rağmen, bütün kullarını kendisine izâfe etmiştir. Bu bağlamda Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur. “De ki: Ey kendilerine zulmeden kullarım! Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyiniz.”[32] Böylelikle Allah, kullarının rahmetinden ümit kesmelerini yasaklamıştır, hatta İblis bile, Hakkın lütfundan olan rahmetine tamah etmiştir; şâyet Hakkın rahmetinden ümit kesmiş olsa idi, hiç kuşkusuz bu, daha büyük bir günah olurdu. Bununla birlikte İblis'in varacağı yer ateştir ve kendisine tabi olanların günahlarını taşıyacaktır.
Kaynak: Sadreddin Konevî, Şerhu Esmâillahi'l-Hüsnâ — Ekrem Demirli tercümesi (İz Yayıncılık)
Orijinal Metin →